"Enter"a basıp içeriğe geçin

Fesihê Mihê

Kemal’o dilê min lîyane
Tû’yê Enqerê ji minra derkeve ser têl û têlqiraf’ane
Ez ji tera bidim methê her-sê fîrarê Kurdâne.
Fesîhê Mihê  Mîzê piçûkê giştîyane,
Emro xo nû ketîye çardeh (Dewçar) û panzdane (Dewpênç),
Hucumê xo daim li ser rikêfê Hesp’ane.
El’i’yê Qado keşifqolîyê wane
Belêda siyaseta me tırk’an dizane.
Mihemed Teyfîq xudanê sê bombane,
Rojê ji me dikuje bizt û penç subayan’e,
Diwê ağawo lêxin me hînê negirtîye heyfa Seydxan û Elîcan’e.

loading...

Rahmetli Dengbêj Ehmedê Bêrtî, Strana mala Seydxanê Ûsifê Seydo’yu söylerken, bahs ettiği isimlerden biride Fesîhê Mihê Mîrzo’dur.

Bazen aradığın fırsat ayağına gelır fakat o akıl ve yetenekte değilsen, Sonradan işin farkına varıncada ah of edersin iş işten geçmiş olur.

Yıl 1978, bahar mevsimi muhtemelen Nisan ay’ı idi. Henuz yeni onsekize yaşlarına girmiş bir gençtim. İskenderunda sahile yakın otobüs durağının yanındaki belediye parkında oturiyordum.
Oturduğum yerin iki metre otesindeki bankta yaşı yetmişlere dayanmiş bir Xalo oturuyordu. Orta boylu, esmer tenli, omuzları bir kapı genişliğinde, üstünde siyah renkte şalvar, yelek, yeleğin üstünde kuşak, jeket ve başında da şapkası vardı. O genç yaşımda, adamın üzerindeki kiyafetin kürtlere ait olduğunu aklımın ucundan dahi geçirmemiştim.

Xalo ayak, ayağın üstüne atmişti, deniz yönüne doğru bakiyordu, fakat bakışları çok uzalara idi. Hafif birde rüzgar esiyordu. Xalonun bakışları uzaklara olduğu gibi, beraberinde mırıldanarak birşeyler söylüyordu. Tabiki söyledikerini duymuyordum, bir stran söylediğini kesindi. Aradabir köstekli saatını cebinden çıkarıp bakiyordu, peşinde derin-derin bakıp stranını mırıldiyordu.

Xalonun ensesinde yumurta sarısının yarısı büyüklüğünde çok sayıda kabartılar çıkmişti beliydiki bir çeşit cilt hastalığı vardı xalonun.

Yanımda oturan arkadaşım henuz 14 veya 15 yaşlarındaydı, ayağa kalktı sesizce arkadan xaloya yaklaştı, xalunun kafasında çıkan kabarcıklara parmağını gizlice uzatarak alay etmeye başladı. Fakat xalo oldukça cingöz idi, olanları sezdi ve ani bir dönüşle arkadaşımın davranışını gördü. Ondan sonra ne oldu? Biliyormusunuz?

Maşallah xaloda brûsk gibi bir ses vardı. Kulakları sağır eden gökgürültüsü gibi, xalo bir patladıki iskenderun inledi.
”Ulan kalkarsam ayağından tutup seni o betona çarparım, bütün belediye bir hafta arasa senin parçalarını bir araya getiremez”. Dedi .

Ben oturduğum yerde şok oldum. Arkadaşım ise suçluluğun duygusuyla ateş közü gibi kıpkırmızı kesildı. Xalo hala sayiyor, ”benim kim olduğumu biliyormusun, benimle at koşıuracak kişi daha anasından doğmadı” gibi sözler sayordu ki;

ben oturduğum yerden ayağa kalkarak iki adım atıp xaloya yaklaştım. -dayi arkadaşım size karşı cahilce bir saygısızlık yaptı, sizden özür dilerim, siz bir büyük olarak bağışlayin lütfen. Dedim.

Xalo şöyle bir durdu, yüzüme baktı. Belkide o genç yaşta gösterdiğim olgunluktan dolayi olmasi gerekir, patlamaya hazır bir bomba durumundaki xalo aniden yumuşadı ve gözüme bakarak;
Nerelisin?
-Bingöllüyüm.
Xalo: Kürtmüsün?
-Evet. Kürdüm dedim.
Xalo: Kürtçe biliyormusun?
-Evet, kürtçe biliyorum dedim.
Xalo: tekrar sıcak bir tebesümle yüzüme baktı, hani insan bir şeyi kaybedince, aniden gördüğünde bir sevinç heyacani yaşarcasına. ”Sen bingöllüyüm dedin, hela şöyle yanıma otur sana birşey sormak istiyorum” dedi.
Ben yavaşça xalonun yanına oturdum, xalonun sert ve korkusuzluğunu fark etmiştim. Ne olur ne olmaz xalonun o okkalı yumruklarından birini yememek için tedbiri elden kaçırmamak gerektiğini düşündüm ve buyrun dayi sormak istediğiniz nedir? Sorabilirsiniz.
Xalo: sen Yado’yu taniyormusun?.
-Evet taniyorum. Ama iki tane Yado var siz hangisini soruyorsunuz.
Xalo: senin bu iki Yado değinin kişileri bir tarif edin, mesela yaşları? Boyları?.
-Biri Mezracuxlu Yado, eli yaşlarında falan. Diyeride benim akrabam otuz yaşlarındadir.
Xalo: hayir ikiside değil. Benim dediğim Yado eskilerde yaşamiş, belkide şimdi hayatta değil. Nami sanı olan biridir?
-Aha xalo tu Yado’ê dız dıpırsî.
Xalo: Ew kîye, yekî çerêye?. O kimdir, nasıl biridir?.
– O eskilerde yaşamiş. Mahkümlük falan yapmiş. Şeyh Said zamanında devletle epey savaşmiş.
Xalo: taman işte ben bu Yadoyu soruyorum.dedi.
Xalo başladı Yado’nun yiğitliğini, kahramanliğini. Zorda, darda kalan kürtlerin imdadına Hızır gibi yetiştiğini. Bir kürt gurubu devlet güçleri ile çatışmaya girdiğini haberi Yado’ya ulaşıldığında ne pahasına olursa olsun Yado imdada koşacağini. Yado’nun iki özeliğinden biri, çatışma başlamadan önce nara atarak, eratın halk çocukları olduğundan geri çekilmelerini ve subayların öne çıkmalarının istemesi. Ikincisi ise Yadonun korkuyu tanımaması at’ı rakiplerin üstüne sürüp, at üstünde attığı her kurşun mutlaka hedefe isabet ettiğini. Yadonun yol yorgunluk bilmeden bir karınca gibi kürtler için çalıştığını anlata, anlata bitiremiyordu.

Yado’yu yeterince anlatıktan sonra, gözlerime bakarak sordu;
Xalo: xorto ewê ku diwêjin Yado’ê diz, ew kine?
-Kokimê welatê me wusa diwêjin.
Xalo: genç sen akıllı bir çocuğa benziyorsun!. Sana bir şey söylersem dediğimi yapacağına söz verirmisin?
-Dayi söz veririm dediğinizi yaparım. Dedim.
Xalo: ”genç sen bu sefer memlekete gidersen, hani Yado’ya dız diyen yaşlılarınız var ya. Kim ki Yado’ê diz dedise, sen deki ey kokimên me, mın dê û jina we (…) ma Yado çiyê we dizît, hey dolê bênamusan. ( ey yaşlılar ben sizin ana .a (…) yodo neyinizi çaldiki hey namusuzların dölleri..”

Okurlardan çok özür diliyorum, küfür cümlesini yazmak zorunda kaldım. Çünkü xalê Fesîh’e söz vermiştim. ve halen internet üzerinde Yadoê diz diye yorumda bulunanlarada tanık oluyorum..
-Tamam dayi söz olsun söylediklerinizi söylerim dedim.
Ben xolaya döndüm sordum. Dayi siz kimsiniz? Nerelisiniz? Yado hakında bu kadar bilgiye nasıl sahip oldunuz?
Xalo: ”Ez ji Mûş’ême, ji minra diwêjin Fesihê Mihê Mîrzê. Ma we qet nav û dengê min nebîstîye. Dema ku qolê me hesen û qolê Yado dibûte yek, Mînanekî gurê bera dide pez, orduya hukumatê wusa li ber me direvîya. ( Ben Muş’luyum, bana Fesîhê Mihê mîrzê diyorlar. Siz hiç mi ismimi duymadiniz. Ne zamanki bizin Hesenan gurubu Yado gurubuyla birleştiğinde, Hükümet ordusu kurt saldırısına uğramiş koyunlar gibi önümüzden kaçarlardı).”
Bazı yaşlılarınızın Yado gibi bir kahramana diz (hırsız) demeleri beni derinden yaraliyor dedi.
Xalo ile yirmi dakikalık bir sohbetimiz olmuştu ki; yolun hemen karşı tarafından Otuz – kırk kişilik kızlı erkekli gurup pankartlar açarak sılogan atmaya başladılar. Xalo dönüp guruba baktıktan sonra bana döndü; ”kalkın gidin bu guruplara katılın bu gençlerle tanışın, bunlardan edineceğiniz bilgi sizin gibi gençler için çok önemlidir. Ilerde kürtler için belkide faydalı olursunuz”.
Ben kalktim gittim eylem yapanlara katıldım. Halkın kurtuluşu isimli bir gurup idi. Eylem on beş dakika falan sürdü. Meyerki korsan eylem imiş. Benimde ilk eyleme katılmam burda başladı. Eylemden sonra dönüp geldiğimde xalo parkta yoktu, çekip gitmişti.

Gençliğin estirdiği rüzgarla ayağıma gelen bilgi hazinesinden yararlanmamiştim fakat Fesihê Mihê Mîrzo gibi bir kürt kahramani ile tanışma şerefine nail olmuştum. Fesihin bu fotoğrafını bulmuşken, kısa anekdotu da yazmak kaçınılmaz oldu…

loading...

Fesih 1925 şeyh Sait harekatı bastırıldıktan sonra, Muş bölgesinden ayaklanan Hesenan gurubu içinde yer almiştir. Bu gurupta Seydxan, Elican, Ferzende, Feyzo, Keremê qol axasî, Evdılhemîd ve Teyfiq gibi ünlü isimler yer almaktaydı. Fesîh’ê Mihê gurubun en genç üyesi idi, henuz on dört, an beş yaşlarında iken at sırtında düzenli bir orduya karşı korkusuzca savaşiyordu.

Hesenan ve Birazan aşiretinden oluşan Serhad gurubu, 1930 ağrı isyanına kadar mucadeleleri devam etmiştir. Giriştikleri çetin çatışmalarda zaiyat verdikleri gibi karşı tarafada büyük zaiyatlar verdirmişlerdir. Bu gurubun ünlü isimleri değişik zaman ve bölgelerde çıkan çatışmalar neticesinde şehit düşmüşlerdir. Gurubun tek sağ kurtulanı Fesih’ê Mihê’dir.

Fesîh’ê Mihê’nin bilinmiyen bir özeliği daha vardir.
Çocuk yaşta savaşçiliğiyla kürt halkının gönlünde taht kuran Fesîh, Şair ruhuylanda gurubun moral kaynağı olmuştur. 1925 ila 1930 yılları arası cereyan eden olayların canlı tanığı olarak, olayların oluş biçimini besteleyerek stranla halka yansıtan Fesîh’ê Mihê’dir. Her nedense Fesîh’în dengbêjlık yönü ön plana çıkmamiştir hep gizli kalmiştir.
Fesîh’in bestelerini seslendirerek ünlenen Serhad dengbêjlerimiz şunlardir; Dengbêj reso’êb Gopalan. Hüseyinê Ordînozî. Tekmanli Şakiro. Bitlisli Zaharo. Kanireşli Sıdıqê bozo. Ehmedê Bêrtî ve daha bir çoğu.

Fesîh’ê Mihê’nin bilinen ünlü stranları.
1 Şeyh Said üzerine. ” Mîrê min, Felek xayînê dîwan xalîye nizanim kanê şêxê min”.
2 Halit bey üzerine. ”Mîro”
3 Keremê qol-axasî. ” Axawo hey limin, limin-limin. Şerekî li me çêbu hemirtumana şewîti semta vê kanîyê.êvarda li ser serê Silêmanê Ehmed, Keremê qol-axasî tête dengê bêşatêşan û gawur modalîyan hirmîn û girmîne, nalîn û zarîna vê borîyê”.
4 Seydxanê Seydo üzerine.
5 Seyidan ve Birazan üzerine tüm eserler.
6 Şeyh Fahrî üzerine.
7 Fezo bavê îpegê üzerine.
Günümüzde televizyon ekranlarına çıkıp bu eserleri seslendiren bir çok sanatçı var fakat eserlerin kaynağı hakında, hiç bir bilgiye sahip değildirler.

Not: Fesîhê Mihê Mîrzê’nîn dengbêjliği hakındaki bilgi kaynağım; Muş ili Varto ilçesine bağlı Vıranj köyünden, Cıbran aşiretinin bir kolu olan Torınî aşiretinden Haci Baran Akkoyun. 2003 yılında kendisiylen görüştüğümde 72 yaşlarındaydi. Dengbêjlık üzerine yaptığımız bir sohbette, bu bilgileri bana aktarmişti . H. Baran halen hayatta olup Varto merkezde ikamet etmektedir. Allah sağlık selametlik versin şu an seksen kusur yaşlarındadir. Bu yazı vesilesiyle kendisine saygı hürmetlerimi sunarım.

Yasin Bayanay

http://www.karakocan.info

 

loading...

Bir Cevap Yazın