"Enter"a basıp içeriğe geçin

Zembîlfroş Destanı

Zembîlfıroş zembîla tine (Zembilfıroş, zembiller getirir)
Dikan bi dikan di gêrîne (Dükkan dükkan gezdirir)
Hiş li Xatûnê namîne (Xatûn’un aklı başından gidiyor)
Serî li zeman di gerîne (Aklıyla arıyor zaman yaratmak için)
Gazi dike ku bibîne (Sesleniyor ki, onu görmek için)
Were ser doşeka mîr e (Gel Beyin döşeğinin üstüne)
Li te helal, herama mîr e (Beyin haremi sana helaldir)
Bidime te zulfî harîr e (Güzel zülüflerimden sunayım sana)
Çavê min ê xezalan e (Gözlerim ceylanların gözüdür)
Sîngamin wek zozana ne (Bağrım yaylalar gibidir)
Bejna min wek rihane (Endamım reyhan gibidir)
Çiqa bêjî hêjan e… (Dilediğin gibi güzel ve uygundur …)

loading...

Zembîlfiroş’ta ki aşk, karşılıksız bir aşktır. Ölümü çare gören aşkın hikayesidir. Efsanenin Mezopotamyanın tarih ve kültür bakımından oldukça zengin ve bir çok uygarlığa ev sahipliği yapmış, Mervanilerin başkenti Farqîn’de geçtiği yaygın olarak söylenir.

Yörede hüküm süren bir kralın çok yakışıklı oğluymuş. Görenin bir daha dönüp baktığı, prenseslerin gönlünde yatan beyaz atlı prensmiş Zembîlfiroş. Önceleri kral oğluna yaraşır bir yaşam tarzı varmış. Zevk û sefa içinde yaşar sık sık ava çıkarmış. Yine avlanmaya çıktığı bir günde Allah aşkı onu avlamış. Öylesine avlamış ki ilahi aşkın etkisiyle adeta mecnun olup yollara düşmüş.

Avlanma esnasında gördüğü bir mezar ve mezardan dışarıya çıkmış iskelet parçaları onun ölüm gerçeğiyle yüzleşmesine vesile olmuş. Zenginlik ya da fakirliğin ölüm karşısında hiçbir hükmünün olmadığını, bir gün kendisinin de bir iskelete dönüşeceği gerçeğiyle hemen oracıkta Allah’a sığınarak dünya nimetlerinden vazgeçeceğine ve sadece Allah yolunda yürüyeceğine diz çökerek hûşu içinde yemin eder. Yaşadığı sarayı, ihtişamı hiç arkasına bakmadan geride bırakarak eşiyle birlikte yollara düşer. Diyar diyar gezerek zembil yapıp satar ve hayatını böylece idame ettirir. O, artık bir ZEMBÎLFIROŞ’TUR… Çocuklarıyla, hanımıyla birlikte sırtlarında çadırları, üstlerinde eski püskü elbiseleriyle köy köy, kasaba kasaba dolaşan bir Allah dostudur.

İşte böyle dolaşırken kader onu son durağı Farqin’e (Silvan’a) getirir. Farqîn Beyin karısı Xatûn Xan’ın dikkatini çeker Zembîlfiroş. Zembîl alma bahanesiyle onu saraya çağırır. Xatûn Xanım yıldırım aşkına çarpılmıştır adeta. Bir yanda beg xanımı olmak diğer yandan yana tutuşa bir aşka kapılmak… Çok zor durumdadır ama yüreğe söz geçiremez, gönül beglik tanımaz. Aşkını dizelerle anlatmaya çalışır…

Zembîlfiroş zembîla tine (Zembîlfiroş, zembiller getirir)
Dikan bi dikan di gerîne (Dükkan dükkan gezdirir)
Hiş li Xatûnê namîne (Xatûn’un aklı başından gidiyor)
Serî li zeman di gerîne (Aklıyla arıyor zaman yaratmak için)
Gazi dike ku bibîne (Sesleniyor ki, onu görmek için)
Were ser doşeka mîr e (Gel Beyin döşeğinin üstüne)
Li te helal, herama mîr e (Beyin haremi sana helaldir)
Bidime te zulfî harîr e (Güzel zülüflerimden sunayım sana)
Çavê min ê xezalan e (Gözlerim ceylanların gözüdür)
Sîngamin wek zozana ne (Bağrım yaylalar gibidir)
Bejna min wek rihane (Endamım reyhan gibidir)
Çiqa bêjî hêjan e… (Dilediğin gibi güzel ve uygundur …)

Ama Zembîlfiroş dünya nimetlerinden vazgeçmiş bir derviştir. En önemlisi tövbe etmiştir. Sadece Allah’a kulluk etmeye yemini vardır, haramı yaşamından silmiştir. Hem bunun için değil miydi onca malını, mülkünü, ihtişamını, zevk û sefayı bırakıp yollara düşmek?.. Hem evliydi hem de karısını çok seviyordu. İşte bu yüzden ölüm fermanı olan REDD-İ AŞKI hiç çekinmeden yapar ve Xatûn’un aşk çağrısına olumsuz olarak o da dizlerle cevap verir.

Xatûnê ez tobedar im (Xatûn ben tövbekarım)
Delalê ez tobedarim (Güzel kadın ben tövbekarım)
Zarok birçîne li malin (Çocuklar evde açtır)
Ji rebbê jorî nikarim… (Allah adına yapamam…)

İşte bu dizlerle Zembîlfiroş, Xatûn’un aşkını reddeder. Farqin beginin karısı Xatûn, red cevabını kabul etmez. Ölesiye bir tutkuyla aşıktır Zembîlfiroş’a. Ne yapıp edip yakışıklı Zembîlfiroş’la birlikte olmaktır amacı. Xatûn’ın ısrarları karşısında, Zembîlfiroş çareyi kaçmakta bulur. Xatûn peşini bırakmaz, sora sora Zembîlfiroş’un kaldığı çadırı öğrenir. Xatûn, bir gece çadırda kalmak için Zembîlfiroş’un karısına yalvarır. Karşılığında tüm mal varlığını ve mücevherlerini bağışlayacağını anlatır, sadece bir gece Zembîlfiroş ile kalmak ister.

Xatûn’un bu kadar yoğun ısrarı üzerine Zembîlfiroş’un eşi, çocuklarını da yanına alarak oradan ayrılır. Xatûn, Zembîlfiroş’un eşinin giysilerini giyer ve yatağa girerek Zembîlfiroş’u beklemeye başlar. Karanlık Farqîn’e çökerken, Zembîlfiroş zembillerini sattıktan sonra çadırına döner. Xatûn’un yatağında olduğundan habersiz, aynı yatağa uzanır. Ancak yataktaki kadının kendi karısı olmadığını, Xatûn’un ayağındaki gümüş halhalın çıkardığı sesten anlar. Bunu anlar anlamaz, çadırdan dışarı çıkar.

Efsane bu ya, sonuçla ilgili yörede bir çok anlatım var. Her anlatım ölümle sonuçlanır. Kimilerine göre Zembîlfiroş, Xatûn’dan kurtulamayacağını anlar ve gidip sarayın burçlarından kendini aşağı atar. Efsanenin başka bir anlatımına göre ise, Zembîlfiroş bu noktadan sonra çaresiz kalır ve canını alması için Allah’a yalvarır. Zembîlfiroş ölünce, peşinden koşan Xatûn’da aynı dilekte bulunur ve ikisi de ölür. Bu sevda masalının da diğer masallar gibi sonu hazindir… Aynı Mem û Zîn destanındaki gibi, Xatûn’un Zembîlfiroş’a olan aşkında da ölüm çare olmuştur…

Şarkılara, öykülere konu olan Zembîlfiroş ile Xatûn’un aşk hikayesi, bugün sadece olayın yaşandığı Diyarbakır`ın Silvan ilçesinde değil, Kürt kültürünün olduğu tüm bölgelerde hala dillerde.

Zembîlfiroş’un hikayesini Dengbêj Hacı Şerif yorumuyla aşağıdaki videodan dinleyebilirsiniz.

Kaynak: hikaye.kurtcebilgi.com

PART-1

loading...

PART-2

loading...

Bir Cevap Yazın