"Enter"a basıp içeriğe geçin

Sehîdê Îbonun hayatı – (SEHÎDÊ RİZGO ÎBOYAN 1942-1991)

Doktor, yazar, çevirmen Sehîdê Îbonun ataları Kürt Ezidilerinin Hesinya Ortiliya aşiretindir. 1828-29 Osmanlı Rus harbinde, Ruslar Iğdır’ı aldıklarında Temir Axa kendi aşiretini Rus tarafına geçiriyor. Surmeli, Sînek mıntıkasında kendilerine yer ediniyorlar. Köylerinin ismi de Qerequyê dir. 1917 Rus devriminden sonra buralar sahipsiz kalır. Türk tarafı buralara yönelince bazı aileler her şeylerini bırakıp, Aras nehrinin diğer tarafına geçerler. Aileler çok büyük zorluklar yaşıyor ve sonraları Rusya Devleti buralara eğitim ve kültür alanında bazı yardımlarda bulunuyor.

loading...

Sehîdê Îbo, 8 Mayıs 1942 yılında Ermenistan’ın Yukarı Qurxûna köyünde doğmuştur. Köylerinde Kürtçe okul açılıyor. İlk önce Kürtçe okulda, sonra da Ermeni okulunda okuyor.

Babasını daha dokuz yaşını doldurmadan kaybeder. Üç kız ve altı kardeşinin büyümesi annesi Hica Evdonun üstüne kalıyor. Ailenin ekonomik sorunlarından dolayı kendisi de ailenin sorunlarını çözmek için çobanlık yapmaya başlıyor. Okul sürecinde oldukça başarılı ve zeki bir öğrenci dönemi geçiriyor. Lenin adına başarı belgeler alıyor ve okulu kırmızı diploma ile bitiriyor. Kırmızı diploma o dönem kiymetli olan en büyük diploma oluyor.

Doktorluk kolejini Erivanda bitirir. Daha sonra Doktorluk Enstütüsünü de1957 yılında iyi bir derece ile bitirdikten sonra iki yıl çocuk doktorluğu alanında çalışma yaparak doktorasını Moskova da tamamlıyor. Doktorasını bitirdikten sonra Çocuk doktoru olarak Erivan’da hayata tutunur. Çalışkanlığı, derin bilgisi ve uzmanlığı sayesinde profesor doktor olur. Çok kısa bir zamanda büyük bir üne kavuşuyor. Çocuk hastalığı konusunda uzman olur. Çocuk hastalığı konusunda Erivanda büyük bir emek ve çaba ile doktorluk ilmini ileriye götürmeye çalışır. Farklı ilaçların bulunması konusunda da belli bir çabası olur. Bunlar çocuk hastalığı konusunda önemli çalışmalardı. Yaptığı çalışmalar sonucu, Erivandaki Doktorluk Enstitüsünde 1971 yılında çocuk doktorluğunun başkanlığına seçilir. Buradaki çocuk alanındaki çalışmalarının ünü dünyaya yayılır. 1974 yılında da Amerika Waşintonda Çocuk Hastalığı Doktorluğu (Ortemiletiyê ya bijîşken nexweşiyên gurçikên zarokan) örgütüne üye olur. Seçimlerde sonra Avrupadaki çocuk doktorluğuna örgütün üyesi olarak seçilir.

Doktorluk döneminde hiç bir zaman Kürtlük ve Kürt dili konusunda geri adım atmamış, bu konuyu unutmamıştır. Her zaman, her yerde hep Kürtçe konuşmaya özen göstermiştir. Bu onun en belirgin özelliğidir. Gürcistan ve Ermenistan Kürtleri Sehîdê Îbonun bu özelliğini iyi bilmektedir. Kürd anneleri için kendi çocuklarını iyi yetiştirmeleri için kitaplar yazmıştır. Bu kitaplar onlarca Kürt evinde yer almış, insanlar büyük bir merak ve ilgi ile okumuşlardır. Çocuklara olan ilgisi zaten anlatılmaz. Şair Fêrîk Ûsiv, onun anısına yazdığı bir şiiri var, şiirin ismi, “Hekîm- Loqmanê tifalên nexweş” idi. Halk arasında Çocukların Allahı olarak da anılıyordu.

Sehîdê Îbo kendi işlerinden, doktorluk başkanlığı çalışmalarından başka yazmak ile de uğraşıyordu. Dr. Sehîdê Îbonun Çocuk doktorluğu hakkında 100 e yakın kitap ve eseri bulunmaktadır. Bunlardan iki tanesi çok ünlüdür, Terşinek bi bijişkiye zarokên emrê hetanî yeke salî da(monografya, bi zimanê Ermenî, 1976), Danasîn bi bijîşkiya zarokan (monografya, bi zimanê Ermenî, 1983). Bu iki kitap ile Erivandaki Enstitüsünde öğrenciler doktorluk eğitimini görüyordular. Ayrıca doktorluk üzerine üç kitabından da yararlanıldı. Xwerekdayîna Zarokên saxlem( bi zimane Ermenî), Şîretê Doktir ( kitêba bijîşkiye, bi kurdî, 1974), Siba we xêr (kitêba bijîkiyê, bi kurdî). Şiir ve roman çalışmalarında zamanla ünlü bir düzeye geldi. İlk şiiri 1948 yılında neşredildi. Kürtçe şiirlerini Bist salên din(şi’r bi kurdî), Quma min (şi’r bi kurdî), Azadî (şi’r bi kurdî), Sînem (şi’r bi kurdî) ve Duryan (berevokeke serhatiyan, bi kurdî) ve Kurdê rêwî (roman, 1979) adlı çalışmaları yayınlandı. Bunun bazı şiirleri klam olarak Kürt milletinin arasında yayıldı. Kürt halkı içinde çokça bilinen bir şiiri var, klam olarak yayınlanan bu şiiri kendi mezarının taşında yazılmaktadır;

Hespê komeyt siyar bûma

Ji bajêr berwar bûma

Bimama bê deng û nav

Her tek tenê zar bûma.

Sehîdê Îbo eski Sovyetlerde bir ezidi olarak, kendi ismini Kürt ve Kürdistan tarihinde altın harflerle yalnızca Doktorluk alanında değil, hem şair ve yazar olarak da yazmıştır diyebiliriz.

Bir yazar ve şair olarak eski Sovyet kürtlerinin aydınlarının grubunun içinde yer alıyor. Bu aydın, yazar ve şair grubundan bunlar yer alıyordular;

Erebê Şemo, Ahmedê Mîrazî, Hecîyê Cindî, Emîne Evdal, Casimê Celîl, Etarê Şero, Wezîrê Nadirî, Cerdoyê Gênco, Usivê Beko, Elîyê Ebdilrehman, Qaçaxê Mirad, Nado Maxmûdov, Mîroyê Esed, Xelîl Mûradov, Wezîrê Eşo, Baxçoyê Îsko, Ahmedê Gogê, Emerîkê Serdar, Fêrîkê Usiv, Şikoyê Hesen, Mîkaîlê Rêşîd, Rizaliyê Reşîd, Karlênê Çaçanî, Egîtê Şemsî, Ordîxanê Celîl, Celîlê Celîl, Sîma Sement, Simoyê Şemo, Çerkezê Reş, Keremê (Kavad) Reş, Elîxanê Memê, Egîtê Xudo, Egîtê Şemsî, Eskerê Boyîk, Tosinê Reşîd, Têmûrê Xelîl ve başkaları.

Sehîdê Îbo, tanınan ve bilinen akademisyenler Îvan Farîzov, Nadir Nadirov û Şekroê Xudo, Prof. Dr. Qanate Kurdo, Prof. Dr. Joraê Xudo, Prof. Dr. Ordîxanê Celîl, Prof.Dr. Celîlê Celîl, Prof. Dr. Şerefê Eşir, Prof.Dr. Feyzoê Egît, Dr. Çerkezê Beko, Dr. Meksîmê Xemo gibi tanınımış bilinen akademisyenlerin çalışmaları eski Sovyet devletlerinde Kürtlerin isimlerini ve seslerini yaydılar. Bu yazar ve aydınlar sayesinde Kürtlük sesi ve kültürü tüm Sovyet ülkelerinde tanındı ve gelişme kaydetti.

1960 lı yılların başlarında yayınlanan şiirlerin şairleri Şikoyê Hesen, Mîkayêlê Reşît, Fêrîkê Ûsiv, Simoyê Şemo, Rizalyê Reşîd, vb yeni bir renk, yeni bir ruh ve yeni bir şekil ile Sovyet Kürtleri edebiyatına getirdiler. Toplum tarafından bu yenilik tutuldu ve bunların içinde Sehîdê Îbonun Qurna min adlı kitabını da değerlendirmek gerek. Şiirinde yurtseverlik, insan severlik, sevgi, aşk ve doğa güzelliklerini konu edinmiştir. Sinem adlı şiirinde de yine çok farklı bir şekilde okurların önüne çıkmaktadır. Bîst Salên dinê ise uzun bir destandır. Azadî adlı şiir kitabı ise son şiir kitabı olmaktadır.

loading...

Sehîd, bira, xema neke

Xewna te xweş wê bê sêrî,

Ber dêriye roja rengîn,

Kurdistanê rabe ser zîn

Öykü anlamında da 1960 li yıllarda Duryan eseriyle önemli bir esere imza atmııştır. Köyü Ezidi bir köy, aşireti de köklü bir geleneğe sahip. Kendisi koçer yaşamını, dağı ve yaylaları çok biliyor. Doğanın üzelliklerini küçükken tadını alıp yaşamıştır. Çirokbej ve dengbejlerin yanında oturmuş, onları dinlemiştir. Yine eski gelenek ve görenekleri biliyordu. Dolaysıyla bu onun öykü yazmasını kolaylaştırmıştır. Ayrıca eski gelenek ve göreneklere karşı öykülerinde çok eleştirisel yaklaşmıştır. Zirara edet adlı öyküsünün ana teması çok ilginç ve trajiktir. Ahmet savaşa gidiyor ve onun hakkında siyah bir kağıt geliyor. Bu şu anlama geliyor, bu öldürülmüş. Köylülerin zoru ile Ahmetin genç eşini Ahmetin küçük kardeşine veriyorlar. Sonrada anlaşılıyor ki Ahmet öldürülmemiş, savaşta esir düşmüş. Geri dönüyor ve küçük kardeşi deli oluyor.

1979 yılında romanı Kurdê Rêwî yayınlanıyor. Romanı annesi Hica Evdonun anlatımları, (gilî-gotin)duyguları, dedikleri ve anılarının sonucu yazıldı. Sehidê İbo bu romana 1959 yılında yazmaya başladı. 1979 yılında Erivan da Kürtçe olarak kirili harflerle yayınlandı. Bu romanda kendi aşireti Ortiliyanın 1918-1922 yılları arasındaki yaşamı anlatıyor. Bu roman Hesinan aşireti içinde geçiyor. Toplumsal yaşamı, gelenek görenekleri, köyün kültürel yaşamını çok iyi vermiş. Roman dili çok iyi, zengin doğa tasvirleri, mesele ve hikayelerle süslemiştir. Romanda anlaşılıyor ki bizim kültürümüzün zenginliğinden hebardar ve çok iyi bazı karakterleri yazmış.( Pîr Mîrzo, Keleş, Perîşan, Zîna Pîr vs) Yine Kürt ve Ermeni dostluğu üzerinde iyi durmuş. Çok akıcı bir roman, insan okurken çok rahat oluyor. Güzel konuşmalar yanında çok güzel bir dil kullanılmış romanda. Adeta bir ayna görevi görüyor Ezdi Kürtler açısından. 20 Yüzyıl başlarında Ezdi Kürtlerin yaşamına dönük bir çok açıdan durumlarını anlatmaktadır. Romanda Kürt toplumunun örf adet, oturup kalkışlarını Kars’ın Ortiliya aşiretinin olay ve gelişmelerini çok açık bir şekilde yazmaktadır.

Yirminci yüzyılın başlarında Kars Rusyaya bağlıydı. Yine romanda birinci dünya savaşı dönemlerinde Ezdi Kürtlerin durumunu, Rusyadaki devrimin gelişmesi, Kars’ta Rus askerlerin çekilişini ve Ezdi Kürtlerin Türklerden çektiklerini anlatmaktadır. Ayrıca bir ezdi Kürt aşiretinin ruhsal durumunu ve yaşamını göz önüne sermektedir. Bu roman ezdi Kürtlerinin durumlarının kaynağı olarak bakılabilinir. Çünkü o dönemde yaşanan olayları, ezdi Kürtlerin ve Ortiliya aşiretinin durumlarını bize ulaştırmasını bu romanda başarmıştır. Bu ilginç ve yürek yakan romanda bazı şeyler öne çıkmaktadır. Örneğin, göz önünde olan Ağanın kızı Zeytun ile ağanın çobanı Kerem arasındaki aşk olayı. Zeytun, aşiretin ağasının kızıdır. Ama romanda şu var, yani ağanın kızı ile aşiretinin diğer kızları arasında bir fark görülmüyor. Sessizler, her zaman ve her daim her olayda yaşamlarını olduğu gibi kabul ediyor ve sabır ediyorlar. Kerem de öyle, yaşamın çetinliğinden dolayı sessiz bir direniş içindedir. Keremin öldürülmesi ve sonrasında Zeytunun deli olması romana ayrı bir hava katıyor. Aşıklar birleşmiyor, umutlarına ulaşmıyorlar.

Yine romanda Sabri ve babası Serdarê Kurê Keleşê ki kendisi köyün ihtiyarlarındandır. Bu ilişki iyi keşfedilmiş. Bu baba ve oğul arasındaki ilişki yaşam ve eski zaman ile yeni zaman arasındaki durumu da göz önüne sermektedir. Aşiretin beyi ve toplumdaki fakir ve fukara insanlar arasında zor ve teşkeleli durumu teriqat ve muridlere benzemektedir.

Sehîdê Îbo romanda yeni bir yaşam ortaya çıkarmıyor. Aksine var olan bir yaşamı yazıyor. Romanın konusu var olan eski günlük yaşamı gözler önüne sermeye çalışıyor. Roman eski yaşamın yaşanmışlıkları üzerine yazılmış. Ata babalarının günlük yaşamını tarihi olaylar, toplumsal ve dinsel olaylar, yaşamın örf ve adetleri üzerinde süslenmiştir. İnsan Sehîdê Îbonun Rewî kitabını okuyunca insan onun yurtseverliği üzerine düşünmeden edemiyor. Kendi ülkesini görmemiş, gözleriyle dağını taşını seyretmemiş, ülkesinden binlerce kilometre uzakta kalmış olmasına rağmen ülkesini hep yaşamış ve yaşatmaya çalışmış. Ondan gerçekten de Kurditî yağıyor gibi bir hava yayılıyor.

Sehîdê Îbonun çoğu zaman en çok üzüldüğü konu, çocukların anne dilini bilmemesi idi. Kürtçe bilip de iyi konuşmayanlara karşı da aynı üzüntüyü hissederdi. Kulağı her zaman Kurt ve Kürdistan ilgili ses ve bahislerde idi. Kafkasya Kürtlerinin yaşadığı tüm yerlerde, tüm ülkelerdeki toplumun durumunu biliyordu. İlgili idi. Sehîdê Îbonun şartları uygun olduğunda kendi toplumunun tüm düğünlerinde ve taziyelerinde bulunuyordu. Gittiği her yerde, özellikle diğer milletlerin yanında Kürt halkının özeelliklerini anlatıp, duruyordu. Tüm işlerini Kürd milletinin hizmetine göre ayarlıyordu, öyle görüyordu. Eski Sovyetler döneminde Kürtlerin gözönünde bulunan bir vekili gibi yaşıyordu. Eserleri Ermeni gazetelerinde, Erivan radyosunun Kürtçe konuşma bölümünde yayınlandı. Ayrıca Riya Teze gazetesinde de yıllarca diğer yazarların gibi onun da eserleri yayınlandı. Eserleri Ermeni, Gürcistan, Rusya ve Azerbaycan dillerine tercüme edildi. Ayrıca çeviri çalışmaları da oldu. Ermeni yazarlarından Hovhanês Tûmanyan, Avêtîk Îsahakyan, Yêxîşê Çarêns, Rus yazar S.Mîxalkov ve diğerlerin eserlerini Kürtçe yayınlayarak, Kürt halkının malları haline getirmiştir. Xwezî disa zar buma, Çeve we ron, Merî ve diğer şiirleriyle Kürt edebiyatını zenginleştirmiştir.

1991 yılında Erivan şehrinde “bilinmeyen kişiler” tarafından öldürülüyor.

1991 yılı kışı Sovyetler birliğinde siyasi, ekonomik konularında kanunsuz ve karmakarışık bir süreç idi. O zaman devlet ve hükümet çok zor bir süreç içinde sorunlarla boğuşuyordu. Bu siyasi gelişmelerin geleceği konusunda ne olacağı noktasında herkes olumsuz görüşlere sahipti. Ermenistan Kürtleri toplumu arasında da ittifaksızlık yaşanıyordu. Burada bazıları Ermeni aydınlarla birlikte bir Ezidi derneği kurdular ve Ezdilerin Kürt olmadığını yaymaya başladılar. Bunları yapanların çoğu da Kürt idi. Ezidilerin Sesi adında bir gazete de yazılarını yazdılar. Kürtlere karşı sesler yükseldi, amaç ta bu derneğin aydınları idi. Her gün Riya Teze gazetesinin önünde eylemler oluyordu. Kürtlere ve Kürt aydınlarına karşı bir linç kampanyası yürütülüyordu. Sihîdê Îbo, hem doktor olarak seviliyordu halk arasında, hem de aydın bir Kürt olarak bilinen bir aydındı. Devletin Erivandaki Doktorluk İnstitusunda, kendi odasında kafasana arkadan sessiz bir silahla öldürülmüştü. Bu öldürme olayının bilinmesi üzerine tüm Erivandaki aydınlar bir araya gelmişti. Ermenistanın köy ve şehirleri başta olmak üzere, Gürcistandan da çoğu Kürt oraya akmıştı. Hoktêmbêriya Nehiyesinin Êrasxahûnê köyünde binlerce Ermeni ve Kürt toplanmıştı. Bu cenaze bile Sehîdê Îbonun Kürtlüğünü büyütüyordü. Erivandaki İnstitünin başkanı Vîlên Hakopyan;” Çok büyük bir ayıptır, çok değerli bir insan ki Sehidê Îbo gibi Ermenistan topraklarında öldürülüyor.” Onun konuşmasından sonra aydın arkadaşlarından Fêrîkê Ûsiv, Karlênê Çaçanî, Wezîrê Eşo ve Çerkezê Reş konuştular ve kendi şiirleriyle onu sonsuzluğa uğurladılar.

Doğrusu bu olayla birlikte Ermenistandaki Kürtlere çok büyük bir darbe vuruldu. Daha sonraki yıllarda bir türlü bu ölüm olayı aydınlatılmadı. Hala da neden öldürüldüğü bilinmemektedir.

Eskerê Boyîk 18.01.1991 yılında Erivanda Sehîdê Îbonun anısına şu şiiri yazar;

Zivistan e, berf dibare,

Ser kul-derdê me da bêxem

felek mala te kavil be,

Çima, dîsa nelandin em.

Derd bûye çiya, keser kûr e

Kel û hêsir tevhev bûne,

loading...

Derba nemerd em hejandin

Rem û îsaf kuda çûne?

Derba giran zef li jor ket

Dara bilind me hat xarê,

Çiyakî gewre me unda kir

Pirr giran e derd vê carê

Ezê bigrîm derdê kê da,

Dewran me ra dew û kîn e,

Vê cihana bêwîjdan da,

Em bê cî û bê xwedî ne.

Gazinê xwe bibime ber kê

Xwedê jî wê qelpe mera

Em xerîbê neheqiya kîn, ,

Welat jî nav qetil û şera.

Zivistan e, berf dibare,

Ser kul-derdê meda îro,

Ez nizanim kî derdî ra

Axînkim û bibime gîro.

1991 yılında öldürülmeseydi Kürt halkına daha farklı bazı çalışmalarını sunacaktı. Ona rağmen yaşadığı süreçte yazdıkları ile Kürt edebiyatına büyük bir hazine bıraktı. Yazdıkları Kürt edebiyat hazinesinde önemli bir yer tutmaktadır. Önemli soru şu, onun arşivi ne oldu, yazdığı ve yayınanmadığı eserleri var mı?

Eserleri;

Terşinek bi bijişkiye zarokên emrê hetanî yeke salî da(monografya, bi zimanê Ermenî, 1976)

Danasîn bi bijîşkiya zarokan (monografya, bi zimanê Ermenî, 1983)

Şîretê Doktir ( kitêba bijîşkiye, bi kurdî, 1974)

Siba we xêr (kitêba bijîkiyê, bi kurdî)

Qurna min, sala 1963 a, helbest

Duryan, sala 1966 a, Kurteçîrok

Bîst salê dinê, sala 1970, destan

Sînem, sala 1975 a, helbest.

Kurdê Rêwî, 1979, roman.

Azadî, sala 1988, helbest

loading...