"Enter"a basıp içeriğe geçin

Ummid Gazetesi Ne Zaman Çıktı

Mehmet Salih Bedirhan, Mahmut İzzet Bey’in oğlu ve Salih Bey’in torunudur. Dedesi Salih Bey, Mir Bedirhan’ın ağabeyi Abdullah’ın oğludur. Anası Leyla Hanım da Bedirhan Bey’in torunudur. Defter-i Â’malım adlı günlüğünde, Rumi takvime göre 1290’da (1874) Lazkiye’de doğduğunu belirtir. Mehmet Salih Bey, Rewşen Hanım’ın babası ve halen aramızda olan Sinemxan Celadet Bedirxan’ın da dedesidir.

loading...

Kurdistan gazetesi yayında olduğu dönemde Bedirhanilerin çıkarttığı ikinci gazete, “UMMID” gazetesidir. Ummid gazetesi, Mısır’da yayın faaliyetine başlamış ve on beş günde bir yayımlanmıştır. Ummid gazetesinin künye kısmında, “sahibi ve yazarı” olarak “Bedirhanpaşazade Mehmed Salih” adı yazılmıştır. Gazetenin künye kısmında on beş günde bir yayımlanacağı belirtilmiş; ancak toplam olarak kaç sayı yayımlandığını bilmiyoruz. Elimizde gazetenin sadece ikinci sayısı mevcuttur. Üzerinde yayım tarihi olarak Pazar 6 Cemaziyel-Evvel 1318 yazılmış. Bu da miladi takvime göre 1 Eylül 1900 tarihine tekabül eder. Eğer belirtilen periyotta bir gecikme yoksa, gazete on beş günde bir yayımlandığına göre, birinci sayısının 15 Ağustos 1900 yılında yayımlanmış olması gerekir.

Ummid gazetesinin Kurdistan gazetesiyle bir ilişkisinin olup olmadığı, varsa ne tür bir ilişki olduğunu bilemiyoruz. Ancak, içeriğine baktığımızda işlenen konular bağlamında bir paralellik vardır. Ummid gazetesinin ikinci sayısının yayım tarihi olan “1 Eylül 1900”, Kurdistan gazetesinin 24. sayısının Londra’da yayımlanmasıyla aynı güne denk geliyor. Gazetenin künye kısmındaki “Ummid” yazısının üst kısmında bulunan mason ambleminden (pergel ve gönye) öyle anlaşılmaktadır ki M. Salih Bedirhan; istibdat muhalifleri, İttihatçılarla ve onların içerisinde bulunan Masonlarla da ilişki içerisindeydi.

1889 senesinin haziran ayı başlarında, İttihad-ı Osmani Cemiyeti adıyla kurulan ve daha sonra İttihad ve Terakki Cemiyeti adını alan örgütün iki kurucusu Abdullah Cevdet ve İshak Sükûti,  Kürt idi. Bu örgüt, Abdülhamit’in istibdat rejimine karşı sıkı bir muhalefet yaptığı için, başta Baban, Bedirhani ve Nehrilerin (Şemzini) bazı tanınan simaları olmak üzere, dönemin istibdat karşıtı Kürt ulema ve aydınlarından da önemli bir destek alıyordu. Daha sonraları İttihat ve Terakki’nin Türkçülük eğilimleri ağır basınca, Kürtler peyderpey bu örgütten uzaklaştılar; ancak bir muhalif örgüt olduğu için zaman zaman Kürdler bu örgütle dayanışma ve eylem birliği yoluna gitmişler.

Gazetenin, elimizde, sadece ikinci sayısı mevcut ve bu sayısının bütün yazıları Osmanlıca kaleme alınmış; ancak “Arapça makaleleri de kabul edip” yayımlayacakları belirtilmiştir. Gazetenin ikinci sayısında toplam beş yazı yayımlanmış ve bunların altında Ebu’l Berekat adıyla sadece bir imza vardır. Ebu’l Berekat imzası, büyük ihtimalle Mehmed Salih Bedirhan’ın mahlas adıdır. M. Salih Bedirhan’ın ne zaman Mısır’a gittiğini bilmiyoruz; ancak Kurdistan gazetesinin de Mısır’da yayına başlaması, buranın istibdat karşıtlarının ve bu arada Kürtlerin de yerleştiği önemli muhalefet merkezi olduğunu göstermektedir.

Ummid gazetesi, istibdat yönetimine karşı halkçı bir çizgide yayın yapmış ve bu duruşunu şöyle dile getirmiş: “Ummid gazetesi, memleket ve millet hizmetindedir. Milletin dertlerini dillendirmeye hizmet eden siyasi gazetedir.” Elimizdeki ikinci sayısının kapak yazısında ve iç yazılarından öyle anlaşılıyor ki o da Kurdistan gazetesi gibi, Abdülhamit’in istibdat rejimine karşı mücadeleyi sürdüreceğini belirtmiş, ona muhalefet etmeyi “faziletli bir cihat” olarak tanımlamış ve bunu daha vurgulu bir şekilde öne çıkartmıştır. Öyle ki gazetenin künye kısmının en üstünde motto şeklinde şöyle yazılmıştır: “Cihadın en faziletlisi; zalim Sultana karşı söylenen doğru ve hak sözlerdir.”

Gazetenin ikinci sayısının birinci sayfasında yer alan, “Jubileye Yadigâr Yahut Utanmayan Kimdir?” ve dördüncü sayfada Ebu’l Berekat imzasıyla “Hakkı Açıklama” başlığı altında yazılmış iki yazıda da Abdülhamit’in istibdat yönetimi şiddetli bir şekilde eleştirilmekte ve şöyle denilmektedir:

Bir iki aydan beri her gün bir gazetede jübile yadigârı olarak falan vali şunu yaptı, falan mutasarrıf şunu etti, Abdülhamit de İstanbul’da bir Darûl-fûnun tesis etti. Abdülhamit’in yirmi beşinci yıldönümü şerefine şenlikler tertip ediliyor. Kur’anlar okunacak, ondan sonra da biralar, şaraplar içilecek, çalgılar çalınacak, danslar edilecek. Velhasıl İslamiyet şerefine, insaniyet namına yakışmayacak rezaletler…

Şimdi düşünecek olursak, kendimiz için, kocaları ölmüş dulların, babaları ölmüş yetimlerin, evlatları ölmüş bahtsız baba ve annelerin, biraderleri ölmüş kimsesiz bacıların acılı ağlamalarından, yürek parçalayan feryatlarından güzel bir sevinç vasıtasını bulabilecek miyiz? Ne bedbaht mahlukuz ki gözümüz önünde devran eden bu ciğer parçalayan durumlara karşı, sevincimizi göstermek ve bu olayların asıl sorumlusu olan bir gaddarın şerefine şenlikler tertip etmek alçaklığını, irtikap etmeye tenezzül ediyoruz.

Gazetenin ikinci sayısında, Jubileye Yadigâr Yahut Utanmayan Kimdir?”,“Hadis-i Şerifler”, Hitab-ı Mur be-Süleyman [Karıncanın Hz. Süleyman’la Konuşması], “El-kavl-i Ahlak” ve “Hakkı Açıklama” olmak üzere toplam beş makale yayımlanmıştır.

Seid Veroj

loading...