"Enter"a basıp içeriğe geçin

DERWÊŞÊ EVDÎ DESTANI

Derwêşê Evdî kökeni Van’daki bir Êzîdî aşiret olan Torunilere dayanır. Aşiret Osmanlılara karşı yıllarca savaşmış ama boyun eğmemiştir. Aşiretten ayrılan Keleş Evdî ve Bêpan adındaki iki savaşçı tek başlarına hareket ederler ve Urfa’ya gelip yerleşirler.

loading...

Kahramanlıkları nam salınca Osmanlı onlara “Müslüman olursanız sizi öldürmeyiz hatta civardaki aşiretleri size bağlarız” teklifini götürür. Keleş Evdî Osmanlı’nın teklifini kabul eder, ama Bêpan karşı çıkar ve Müslüman olmaz.

Keleş Evdî Hamidiye Alaylarına komutan olunca Bêpan da onun himayesinde hayatını sürdürür. Bêpan’ın çocuğu Evdî dünyaya gelir, Evdî’nin de Sadûn ve Derwêş adında iki çocuğu olur. Derwêşê Evdî yiğitliğiyle ün salır, akınlara ve saldırılara karşı mücadele eder. Keleş Evdî’nin de soyundan gelen Zortemur Paşa ise kendi aşiretinin başına geçer.

Bu arada Osmanlı Kürdistan’a sefere çıkmıştır. Zortemur Paşa diğer Kürt aşiretlerinden destek için her birine mektup yazar. Êzîdî aşirtetlerinden 50, Milan aşiretinden 50 ve Kika aşiretinden de 50, toplam 150 savaşçı toplanıp Zortemur Paşa’nın imdadına ulaşır.

Zortemur Paşa çadırında bütün savaşçıları ağırlar, onlara kahve ikram eder ve şöyle der; “Kî vê qehwê rake û vexwe ezê malê xwe hemû bidim û serî de jî qîza xwe, Edûla xwe ya zêrin bidimê.” (Kim bu kahveyi alıp içerse, ona bütün malımı-mülkümü vereceğim, üstüne de güzeller güzeli kızım Edûlê’yî vereceğim)

Ancak hiçbir savaşçı kahveyi almaya cesaret edemez, çünkü o kahveyi almaları cepheye gidip savaşmak için gönüllü oldukları anlamına gelir. Cephede zorlu bir savaş vardır, hayatta kalma ihtimali ise çok zayıftır. O arada çadıra giren Zortemur Paşa’nın kız kardeşi Rehmê; “Here Şengalê, bine şêra şêra egîdê egîda Derwêşê Evdî” (Şengal’e git, oradan getir, aslanlar aslanı, yiğitler yiğidi Derwêşê Êvdî’yi getir).

Çünkü o aralar Derwêşê Evdî Viranşehir’den Şengal’e gitmiştir. Haberi alan Derweş kardeşi Sadûn ile Urfa’nın yolunu tutar. Zortemur Paşa’nın çadıra girer ve askerlerini seçer. Çadırdan çıkarken Edûlê ile karşılaşır. Edûlê Derweşê “Savaşa gitme, babam hain birisi, ölümünü arıyor” diye seslenir. Derweş ise “Babana ve aşiretime söz verdim” yanıtını verir.
Derwêş 10-12 süvarisiyle cepheye gider ve onlarca askeri öldürür.

Önce arkadaşları Yusuf, Bozan ve Çiloyê Îzolî’yi kaybeder, onların üzüntüsünden olacak ki “Hetban” ismindeki atıyla askerlerin içine dalar. Zaten destanında atı Hetban’ın casereti de sıkça anlatılır. Derwêş askerlere bağırır; “Ez ne Kîkî me, ne Milan’ım, ez ji heftê bava ve Êzdî me, birayê Fatma me, egîdê we kî ye bila ew were” (Ben Kîkî, ne de Milan aşiretindenim, ben 70 kuşaktır Êzîdî’yim, Fatman’ın kardeşiyim, yiğidiniz kimse o gelsin).

Bu söz üzerine meydana inen Osmanlı komutanı Cil Îbrahimê Tirkî Derwêş’in karşısına dikilir. Fakat Derwêş’in bütün kılıç darbeleri işe yaramaz, çünkü Osmanlı komutanı sık dokunmuş pahalı zırh elbisesi içindedir. Bunun üzerine Derwêş topuzuyla vurur ve baltasına sarılır. O arada Derwêş’in atı Hetban’ın ayakları köstebek deliklerine takılıp devrilir.

Yaralanan Derwêş’in imdadına kardeşi Sadûn yetişir, ama o cepheden çıkmayı kabul etmez.
Ağır yaralanan Derwêş’in başına giden Edûlê “Derwêşê min (Derwêş’im) deyip türküsüne başlar. Fakat ölüm kıyısındaki Derwêş karşı çıkar, “Bana Delal (güzel) de, sadece benim için söyleme, bütün savaşçılar için söyle” diye yakınır. Bunun üzerine Edûlê “Delal” diyerek türküsüne başlar:

“Wey delal, wey delal, wey delal, wey delal / Ber dilê evdalî xwedê de, tiyo netişteko / Ber dilê min evdala xwedê de, hinarî desta / Bêlacûkê, xurê kalan û pîran bêheb û bêdendiko / Di devê, mesînê qawê ser darî darçinîya dikelijî / Ezê çûme alê dîwanê, dîwane tijî / Ezê çûme alê malê, male tijî / Ezê çûme alê odexanê,şêst û pênc pelewan têde rûniştî / Wexta min ça û qawe digerandî / xema min mehrûma xwedê nîbû / Wexta ezê diçûme tûşa Dewrêşê Evdî, lewandê şevê, lawkê êzdî…”

 

loading...

Bir Cevap Yazın