"Enter"a basıp içeriğe geçin

Şeyh Said İsyanı

Genç Ergani ilçesini Egil bucağına bağlı Piran köyünde 13 Subat 1925´te patlayan silahlar, Kürt tarihinin önemli başkaldırılarından birini haber veriyordu. Şeyh Said ayaklamnması olarak tarihe geçen bu ayaklanma, arandıkları ileri sürülen ve teslim edilmeleri istenen on kişinin Piran´a gelen Türk jandarmasına teslim edilmemesiyle patlak verdi.

loading...

Çogu araştırmacı, ayaklanmanın bu olay üzerine erken başladığında hemfikir. Bu ilk kıvılcımın ardında ayaklanma geniş bir alana yayıldı ve ilk üç hafta boyunca Şeyh Said kuvvetleri sömürgeci TC hükümeti kuvvetlerine karşi üstünlük sağladılar. Şeyh Said´e bağlı kuvvetler 17 Subat´ta Genç ilini merkez kazası olan Darahini´yi başarak vali ve diğer yetkilileri tutukladılar. Şeyh Said kısa sürede Genç, Maden, Siverek ve Ergani´yi ele geçirip Diyarbakír´a yürüdü.

Bir başka grup da zanê Mehedê Qortî önderligindeki direnişçiler Varto´yu alıp Muş´a yöneldi. Hükümet, 21 Subat´ta Kürt illerinde sıkı yönetim ilan etti. Ancak ordu birlikleri 23 Subat´ta ayaklanmacılar karşisında gerileyerek Diyarbakır´a çekildi. Bir gün sonra da Elazığ Kürt direnişçilerinin eline geçti. Ankara karışmıştı : Barbar olan diktator Mustafa Kemal, mart başinda, Başbakan Fethi Bey´in (Okyar ) istifasını istedi. Hükümetin istifa etmesi üzerine, 3 Mart´ta başbakanlık görevi Kürd asılı olan hain, İsmet Paşa´ya ( Inönü ) verildi.

4 Mart´ta Meclis´ten güvenoyu alan hükümet, aynı gün Takrir-i Sükun Kanunu´nu çikartti. İlk yıl yürülükte kalmak üzere çikartilan bu yasa hükümete olaganüstü hal yetkileri tanıyordu. Şeyh Said güçleri 7 Mart´ta Diaybakır´ı kuşattılar. Ancak kenti ele geçiremeden geri çekilmek zorunda kaldılar. Ayaklanma bölgesinde geniş çapli asker yığınagı yapıldıkdan sonra, sömürgeci Türk ordu birlikleri 26 Mart´ta karadan ve havadan taarruzu başlattı.

Artık üstünlük hükümet güçlerinin eline geçiyordu. Nisan ayı ortalarında Şeyh Said Varto yakınlarında, aralarında bulunan Kürd asıllı hain arkadaşlarının ihanetizle zenik düştü. Başkaldırının öteki önderlerinden Şeyh Serif de Palu´da teslim oldu. Şark İstiklal Mahkemesi´nin verdiği karar üzerine Şeyh Said 29 Haziran 1925´te hunharca idam edildi. Palu´da doğan Şeyh Said, Şeyh Septi´nin torunu ve Şeyh Mahmut´un ogluydu.

“Iste; tesbihi atiyorum ve tüfegi aliyorum! Varligim ve çocuklarim sizinkilerden daha fazla; halkimin haklari yolunda hepsini feda ediyorum.” (Seyh Sait)
Ayaklanma bastirildiktan sonra yüzlerce köy uçaklarla bombalandi. Daragaçlariyla, katliamlarla, tam bir soykirimla çocuklar, yaslilar, kadinlar öldürüldü. Kürdistan alevler içerisinde birakilarak kan gölüne çevrildi. Ayaklanmayi daha patlamadan fark eden Kemalist burjuvazi, 1924’te Albay Halit, Yusuf Ziya gibi birçok Azadi kurucusu önderini tutukladi.

4 Mart 1925’te çikarilan Takrir-i Sükun Kanunu’yla (sessizlik önergesi) isyan mintikasinda ve Ankara’da birer Istiklal Mahkemesi kuruldu. Ayaklanma bölgesindeki Istiklal Mahkemesi’ne, verdigi idam kararlarini derhal uygulama yetkisi verildi. Sark Istiklal Mahkemesi 14 Nisan’da fiilen göreve basladi. 17 Nisan’da Seyh Eyüp ve Doktor Fuat, 27 Mayis’ta Seyid Abdülkadir ve arkadaslari idam edildi.

Seyh Sait ve seksen arkadasinin davasina 26 Mayis 1925’te baslandi. Direnis önderleri savunmalarinda Kürdistan’in özgürlügünü savundular. Dava 28 Haziran günü sonuçlandi. Mahkeme, basta Seyh Sait olmak üzere 48 direnisçiyi idama mahküm etti. Ayni gece sabaha karsi Diyarbakir Adliye Savciligi’nda idam edildiler. Daragacina onurla çikan pek çok direnisçinin son sözü “Biji Kürdistan” oldu.

Kaynak: ararat-welat.blogspot.com/

loading...