"Enter"a basıp içeriğe geçin

Hurrilerde Ulusal ve Yerel Panteonlar

E. Laroche    /      Asist. Adil ALPMAN

loading...

Bu “Rencontre”ın adı bizi yerel panteonlar ile onların oluşturduğu ulusal panteonların ilişkileri üzerinde düşünmeye sevk ettiği için, bugün mevcut belgelere dayanarak Hurri din sorununun bir değerlendirmesine girişmek uygun göründü. Hurri dilinin genel sözlüğünü tamamlarken, bu halka ait tanrı isimlerini içeren bütün çivi yazılı kaynakları araştırmaya mecbur oldum. Diğer taraftan bu yeni fırsatla, uzun zamandan beri Hitit kökenli  kaynaklarca bilinen yeraltı tanrıları veya Anunnaki’ler sorununu, aydınlatmayı denedim. Onların isimleri bir Sumer etimolojisine yöneliktir.

Güney Mezopotamya dininin çok eski devirde Suriye-Anadolu dünyasına ulaşabildiği bir bölgeye bu grubun geçişini araştırmak gerekiyordu. Şu halde Hurri dini sorunu, Sumer-Akkad panteonunun gelişmesiyle sıkı sıkıya bağlıdır; ve paralel bir dal olarak gelişir ve bunun tahlili Assyriolojinin ilerlemesini izler.

Şüphesiz birçok neşredilmemiş (metinler) Berlin ve Ankara çekmecelerinde hala uyumuyorlar mı? Kuşkusuz bazı şanslı kazılar sayesinde yeni bilgi kaynaklarının zuhuru da eksik olmayacaktır ve özellikle Orta Fırat üzerindeki Meskene-Emar’ın beklenmedik keşfini
düşünüyorum. Nihayet Nuzi ve AlaIab gibi şüphesiz Hurri siteleri veya Hurrileşmiş siteler (bile) şimdiye kadar kültlerin ayrıntılarını vermeyi reddetmediler mi? Oysaki yerel bir panteonun tarifine mükemmelen cevap veren en az iki iyi ve güzel tanrı listesine çoktan sahibiz:

Bunlar Ugaritica V de neşredilmiş Ras Şamra- Ugarit listesi ile, hem Hitit dilinde bir yığın metinde, hem de Boğazköy’deki meşhur Yazılıkaya abidesinde tasvir edilmiş olan Kappadokya Komana’sının listesidir. Onlardan çıkardığımız listeler yerleşmiş bir liturjik
kanonun temsilcisi olarak göz önüne alınmalıdır. Bu, Suriye-Anadolu panteonunun Halep metropolün’den çıktığı veya kaynaklandığı faraziyesini doğrulayan bazı deliller vardır .

Eğer başşehir Wassuganni’nin dini sisteminin burada bulunmasından emin olunsaydı, Suppiluliuma’nın meşhur muahedesinin (1) koruduğu Mitanni kraliyet panteonu da buraya güzelce eklenirdi . Fakat bundan emin değilim.

Gerçekten bu aynı muahedede Hitit imparatorluk panteonu da yer alır. Oysaki açıkça görüyoruz ki, seksenden fazla tanrıdan (mürekkep) bu kalabalık uzun bir sinkretizmin ürünüdür. Bu panteon, Hattusas krallarının koruyuculuğu altındaki Anadolu kabileleri konfederasyonunu oluşturan politik şartları yansıtır.

Analiz şartlarının diğer herhangi bir Hurri memleketinin şartlarından daha elverişli olduğu Küçükasya’da, muahede ile çağdaş yerli dökümanların mukayesesi, bizi Hatti, Nesa, Luwı, Hurri vs. yi birbirinden ayırmaya zorunlu kılıyor. Muahedeler ve protokollerde, tanrı gruplarının hiyerarşisi ve tasnifine hakim olan prensibin, basit hücrelerin yapısı ile, yani envanterlerde tasvir edilen yerel panteonlar ile müşterek hiçbir yanı yoktur.

Mitanni’ye ve Tusratta ile Mattiwaza’nın tanrılarına gelince; ilk bakışta büyük tanrıların hepsinin adının zikredilmediği görülür: Örneğin, Kumarbi, Hebat, Sauska, Nubadik adları yoktur. Buna karşılık şaşırtıcı terfiler gözlenir: Gurta ile Kahat’ın yerel küçük tanrıları,Harran’ın Ay tanrısı, Ea’dan, Damkina veya Nabarbi’den önce en başta yer alırlar. Özellikle Veda’lardaki tanrıların varlığı şaşırtıcıdır.

Bunlar, apaçık Mitanni halkının bir kolunun; yani asker aristoktasisi olan Marianni’lerin tanrılarıdırlar. Ve Suriye-Mezopotamya yakın doğusunda başka hiçbir yerde en küçük iz bırakmadılar. En basit ve en doğal tahmin -ki pek az metin bu tahmine yol açar- devlet kadrolarında indo-Ari kökenli bu subaylar tarafından işgal edilen yerlerin delili gibi görünen nispt mevkü izah etmeye bağlıdır. Eğer Mitanni’nin Mitra-Varuna, İndra ve Nasatya’sının, kavimler göçü ile (Völkenwa derung) ilgili bütün teorilerden ayrı olarak bizzat bu durumdan başka veya daha fazla hususu içermesi bekleniyorsa, Küçükasya’nın indo-Ari kavimlerinin o kadar çapraşık sorunu bence kötü ele alınmış ve dolayısıyle halledilmez görünür.

Bununla beraber görünüşe göre Huri kabileleri Hazar ve Kafkasların İran’daki sınırlarından göç etmemişler midir? Hindistan’ı ve Iran ‘ı teşkilatlandırması gereken insan dalgasının zorunlu olarak bir batı yolunu takip ettiği sonucu bundan çıkarılmayacaktır. Roma lejyonlarının Ren nehri kıyılarına ve İngiltere’ye kadar İssis , Serapis ve Astarte inancını götürdüğünü
herkes bilir. Bu, Mısırlılar ve Suriyeliler Batı Avrupa’yı hiç kolonize etmediler mi demektir? Elbette hayır.
Hurrilerin kelimenin basit anlamıyla bir ulusu hiçbir zaman meydana getirmediği görünümünden dolayı, Hurri din sisteminin tetkiki o nispette daha fazla ihtiyatla yürütülmelidir. Hurri şahıs adlarını taşıyan (genel olarak teophor) ve bir Hurri lehçesini konuşan insanlar, rastladığımız her yerde, yani: Nuzi’de Asurlular, Mari’de Amurru’lar, Ugarit ve Alalab’da Kenanlılar, Kilikia’da ve Kappadokia’da Hititler ile komşu veya bakiyeleri ile karışmış bir koldurlar. Değişen husus halkların karşılıklı oranlarıdır: Huriler Nuzi’de çoğunlukta olup, Suriye’de kesinlikle azınlıkta, Anadolu’da, aşağı Mezopotamya’da, belki Filistin’de ve Mısır’da seyrek ve şurada burada dağılmış olarak bulunurlar. Hurrilerin din varlığı buna paralel olarak değişmesi kendiliğinden anlaşılır. Görülebildiği kadar, politik olayların dışında durum böyle oldu.

Eyaletleri birleştiren ve o zaman iyi anlaşılır alaka ile yerli idoller kültü adopte eden bir iktidarın bilinçli müdahalesini tesadüf olarak anlıyorum.

Bu olay Hitit Anadolu’sunun olduğu kadar hiç bir yerde daha iyi müşahade edilemez. Anadolu’da Kizzuwatna’nın zaptı Huri tanrılarının kitle halinde idare merkezine (Boğazköy) kadar girmesi neticesini verdi. İmparatorluk panteonunda Hurri faktörünün önemi Hitit Anadolu’sundaki Hurri sayısı ile aynı ölçüde değildir. Eğer biz bayram tasvirleri, kraliyet kronikleri v.s. gibi elverişli belgelere sahip olmasaydık, bu ölçmeye muktedir olamayacağımız bir olaydır.

Bana son bir gözlem’ gerekli görünüyor: Metinlerin bize tanıttığı Hurilerin dini, Hititlerin imparatorluk dininden daha az popüler veya kendiliğinden ortaya çıkmış bir din değildir. Çok şehirleşmiş bu dünyada sadece rahipler tarafından kontrol edilmiş müesseseler yazı sayesinde yaşadı. Halen bahsettiğimiz ve bizce malum olan büyük tanrı,
figürleri -Tesub-Kumarbi, Simegi, Sauska, Hebat, Ea-şarri- teologlar tarafından yönetilen kültür ocaklarının tanrılarıdırlar. Kırlarda oldukça fazla bulunan fetiş tanrılarının   üstünde -biz onları Anadolu’da tesadüfen tanıyoruz- hepsinin dindarlığını bizzat kendi üzerine çekmeye ve en az kuvvetlileri yok etmeye tahsis edilmiş ve hatları vurgulanmış şahsiyetler yükseliyordu. Şu halde gerçek bir Hurri tanrısının veya tanrıçasının tarifinin ekseriya tutarsız olması şaşırtıcı değildir.

Büyük tanrıların çoğu tablet üzerinde sınıflandırıcı bir Sumer işareti ile görünmüş olan Kenanlı veya Babilli benzerlerince kolayca bertaraf edildikleri bir gerçektir: Tesub-Adad-Ba’al, Sauska-İştar, As-tabi-Ninurta, vs.

loading...

Fakat Kumarbi Ugarit’de ya yerel panteonun şefi tanrı El, ya Babilli bir Enlil, ya da bir Dagan’dır. Bu, kutsal edebiyat, kurban listeleri veya okul sözlükleri gibi, metin tiplerine göre, mitoloji ve rituel olarak çıktığı yerin seviyelerine ve ortama bağlıdır. Büyük Pan-Hurri tanrısı Nubadig’in gerçek tabiatını henüz bilmiyoruz. Çünkü, o hiç bir zaman Sumer-Babil teolojisinin çerçevesine dahil edilmemiş gibi görünüyor. Herodotos’da Mısır tanrılarının Hellen anlayışı, Roma tefsiri sırasında grek Olimpiası ile meydana gelmiş karışmalar, GaI ve Kelt tanrılarının Latince tercümesi gibi iyi bilinen bütün bu olaylar Hurri dininin çok katı bir sistemine karşı bizi uyanık  bulunduracaklardır. Bugün bu yabancı tanrıların esasını bizim asıl bilgi vericimiz olan Ugarit’in, Haleb’in ve Komana’nın rahiplerinden hiç bir zaman daha açık, ne de daha tam bildiğimizi iddia edemeyiz.

Suriye-Anadolu kanonik listesinin ayrıntılarını gözlerinizin önüne yeniden sermenin gerekli olduğunu zannetmiyorum.  Aranızda birçoklarının çalışmaları esnasında rastladığınız klasik olaylara bundan böyle ima etmeyi usul edineceğim.

1. Başta her  yerde, Adad ve Ba’al ailesinden bir fırtına tanrısı olan tanrı Teşub gelir. Onu muhtemelen yerel türleri ve bilinen alametleri ile Hazzi (Casius-Kazdağ) ve Namni (Amanos??) dağ (tanrıları), (yani) Hurri ve Seri boğaları takip eder. Bazı Kizzuwatna metinlerinde  başkalarının Suwaliyat veya Tasmisu diye adlandırdığı, Teşub’un bir  kutsal erkek kardeşi” mevcuttur. Bu şahsiyet, Hebat’ın yanında Şarruma’nın ithaline benzer Anadolulu bir ithal olabilir.

2. Tesuh ve onun maiyeti mütecanis ve altı büyük tanrıdan müteşekkil bir grub tarafından takib edilmiştir: Kumarbi, Ea,Kusuh,Simegi, Astabi ve Nubadig. Sin ile Kusuh-Ay’ın, šamaš  ile Simegi-Güneş ve Ninurta ile Astabi’nin eşitliği malumdur. Eya, büyük tanrı) Enki’nin sade ve katkısız bir iktibasıdır. O, Hurri memleketinin heryerinde kompozisyon  suretıyle E (y) a- šarri’nin ikinci terimi olan yine iktibas edilmiş  šarri “kral” sıfatını da aldı.

  1. İkinci derecede ve daha az itibardaki diğer erkek tanrılar kendimuhteviyatı ve düzeni içinde kararsız bir üçüncü grup teşkil ederler:Sauška-İštar erkek ve kadın savaşçı olarak kabul edilir; Hešui-ZABABA kötü bir tanrı’ olup,’ muhtemelen erkek savaşçıdır; İršappa- Rešef batı samilerinden alınmıştır; Küçükasya’da “koruyucu” tanrıların KAL=LAMA ideogramı ile gösterilmesi mutattır. Hitit karekterli
    tanrılar bazan buraya) sokulmuşlardır. Nihayet Tešub’un, veziri Tenu korteji tamamIar. Listenin şahsiyet kazanmış diğer tanrılara müsaade etmemesi bütün erkek tanrılara çağrı demektir.
  2. Sonra simetrik olarak tanrıçalar görünürler: Onların başında, kültü (veya sadece adı) Komana’dan Suriye’ye sonra da ilhakları mütakip yayılmış olan Hitit kökenli genç tanrı šarruma’nın çok defa eşlik ettiği Hebat yer alır. Tešub-Hebat-Sarruma, Hurri memleketine  mahsus yegane teslisdir. Veya bu teslis gerçekten bir taşra düzenlemesi şeklinde yapılmıştır ve bir Hurri ulusal panteonunun,genel bir teorisi içine girmiyecektir.  Hebat’ın sayısız diğer hipotezleri, anlamı henüz bilinmeyen Hurri diline ait terimlerdir: Bir çok müellifler tarafından savunulmuş olan Tevrat’ın Eve’si (=Havva) ile Hurilerin Hebat’ı arasında sıkı bir ilişki faraziyesi, onomastik, benzeyişten başka bir şey değildir. Genesis’deki  hikayeleri tolerans ile çözmeksizin, insanların Ana’sının tanrısal karakteri nasıl ispatlanabilir, anlamıyorum.5. 2 ye paralel listede doğrudan doğruya Babilli, parédrie’lerin (=tanrısal eşler) zahmetle örtülerek bozulmuş bir şekli gibi, kadın parédrie’leri verilir, (yani): šalas /šaluš ile Kumarbi-Dagan, Tapkina ile Eya, Nikkal ile ay tanrısı Kušuh, Aya ile güneş tanrısı šimegi. Ninurta’nın ve Astabi’nin tanrı zevceleri tesbitdilmemiştir; Bu zevcelerin asla mevcut olmadıklarından ve son,iki tanrı’ Ninurta ile Aštabi’nin Assur- Mezopotamya memleketinde güneye ve doğuya uzak olduklarından ve bilmediğimiz sebepIerden dolayı ortak bir inodel üzerinde  sıralanmayan ve bekar kalan Hurri kökenli eski tanrılar olduklarından çok şüpheleniyorum.
  3. Bir çok tanrıçaları (ihtiva eden) çok kararsız bir liste 3. gruba tekabül eder: İšhara, İštar’ın çevresine aittir, fakat bu yakınlığın büyük bir ilgisi yoktur; çünkü, İštar-GAšAN bazan tanrı, bazan tanrıça şeklinde değişken ve çok şekillidir. Allani, cehennemlerin hakimesi Ereškigal-Allatum’un karşılığıdır. Ereškigal-Allatıum, onların
    mukadderat kitabında yazdıkları demon şeklindeki Hudena Hudellurakollektif çoğulundan önce gelir. Ninatta ve Kulitta, herkese her şeyi veren bir çeşit Astarté-Aphrodite-olan dişi šauška’nın müzisyen hizmetkarlarındandırlar.

Adamma-Kubaba çifti, bilinmeyen bir Adamma’yı, Küçükasya’da olan ve bize daha yakın Avrupa’da bilinen kalıntı bozulmuş Cybéle ismi altında (yaşayan), Kargamış’ın büyük tanrıçasına bağlar. Hebat’ın veziri Tiyabenti, tam – simetlik olarak Tenu’ya tekabül eder. “Bütün dişi  tanrılar” ifadesi’ iki serinin karşıtını ve paralelliğini tamamlar. Suriye ve Kilikya HurriIeri panteonlarını, ‘sağdaki tanrıçalarla yüz yüze karşılaşmak için yürüyen soldaki tanrılarla birlikte görüyorlardı. Hititli sanatkarlar bu panteonu Yazılıkaya’da bilerek böyle tasvir ettiler. Çağdaş metinler bunu en açık biçimde doğruluyorlar. 1 ile 4, 2 ile 5, 3 ile 6. gruplar tanrıların türsel veya’ cinsel kriterleri dolayısıyle genel yapının ,en dikkat çekici hattını meydana getirirler ve cevap verirler.
Her listede bir taraftan I, 2 ve 3. gruplar, diğer taraftan 4,5 ve 6. gruplar mütecanis değildirler. En yüzeysel araştırma burada bir hiyerarşiyi fark etmeye kafi gelir.

  1. Tešub-Hebat: Bu tanrısal ‘çiftin üstünlüğüne dair söylenen ve  iyi ifade edilen hususa sadece linguistik  karakterde bir gözlemi ilave etmek isterdim. Tešub umumiyetle iki unvan taşır:
    Birisi,’Hurrileşmiş,bütün sitelerde çokça tasdik edilmiş yerli dile ait bir kelime olan  ewri “bey” , bélu’dur, fakat diğeri šarri “kral”  da Akadcadan alınmıştır.
  2. Buna karşılık Hebat’ın ancak tek bir şeref ünvanı olarak, istisna halinde bütün kadın şahsiyetlere verilen ve uygulanabilir yerli kelime olan Allai “bayan” (unvanı) vardır; Oysa Allai  kelimesinin  yayılma suretiyle šarri’nin etkisi altında kaldığı ve “kraliçe”nin resmi  adı olması dikkat çekicidir. Bu üç kelimenin, yani ewri, šarri ve
    Allai’nin uyuşmazlığını aşağıdaki şekilde pekala izah ederdim:

Hurilerin sosyal ve politik mevkii ifade etmek için ilkel olarak sadece iki kelimeleri vardı: ewri “bey” ve Allai  “bayan”, her ikisi de “hizmetkar ve köle'” anlamına gelen purame’nin müşterek karşıtı idiler. Hurriler Mezopotamya teşkilatı ile temasta, Akkadça šarru formu altında  kendileri için yeni olan “kral'” kavramını aldılar ve benimsediler. Onlar “sarru”dan ‘kendi esas gramerIerinin yardımıyla  šarrašši  “krallık”ı çıkardılar; Fakat eskiden “réginité” (kraliçelik?) kavramını bilmiyorlardı.Daha sonra Hititlerin etkisine maruz kalarak “bayan” için türsel “kraliçe” terimine ulaştılar ve buna paralel olarak “kraliçe, yani queenship niteliğindeki: soyut allašši’yi meydana getirdiler ..Bu, Kizzuwatna’da karşılaşılan durumdur, burada šarraiši ve Allasšši, Tešub ve Hebat’ın koruyuculuğu altında kral ve kraliçenin tahta çıkış ritüellerini saygıyla gösterirler .

Böylece Tešub-Hebat çifti bana Hurrilere yabancı bir ideolojinin, fakat onlar arasında daha batıdakilerine zorla öğretilmiş, örneğin Hitit tipi veya daha genel olarak Anadolu’lu bir toplumun tanrısal planı üzerine projeksion gibi görünüyor. Kesinlikle Anadolu’lu olmayan bir kültürden gelen Kumarbi çevresinde tanrıça Hebat’ın, beyinin ve efendisinin yenilgisinden şüphe ederek hareme kapatılmış zevce rolünü oynaması; theomachie’de (tanrılar mekanizması) tek
Aktif tanrıçanın Tešub’un açıkça kız kardeşi šauška-Ištar olması; onun işinin sihire, aşka ve savaşa ilişkin olup, diğer hepsinden fazla Anat’ı hatırlatması; hegemonya mücadelesinde yalnız erkeklerin, yani demek istediğim “erkek tanrılar”ın rekabetlerinin mevzu edilmesi, bana
daima anlamlı göründü: Senaryo baba-oğul mücadelesinin teması üzerinde variasyonlar halinde özetlenir; zevce, anne, asaletine rağmen kavgaya pasif olarak yardım eder. Hiç bir şey olayların bu görünümünden daha  az “Hitit”Ii değildir. .

  1. Kosmik ve fonksiyonel büyük tanrılar tarafından meydana getirilmiş 2. ve 5. gruplar, doğrudan doğruya Sumer-Babil sisteminden bir alıntıyı açığa vururlar. Bu durum, = işaretinin bir asimilasyonu gösterdiği, ok işaretinin de alıntı anlamına geldiği aşağıdaki tabloda görünür:
    Kumarbi = Enlil/ Dagan = šalaš = Ninlil
    Eya (šarri)       Ea / Enki = Tapkina     Damkina
    Kušuh          = Sin           = Nikkal        Ningal
    šimegi         = šamaš     = Aya           Aya
    Aštabi           = Ninurta     __
    Nubadig        =  ?Üzerine dikkat çekmek istediğim tek nokta şudur: Asimilasyon suretiylesenkretizme anlaşılmalıdır. Teolog özel fonksiyonu ile karakterize edilmiş bir ulusal  uluhiyetten hareket eder: Savaş, yağmur, cehennem, aşk  veya bereket gücüne sahip tanrı veya tanrıça. İkinci derecede karakterlere bakmaksızın, sadece bu hakim vasfı ele alarak bir eşitlik kanunu ortaya koyar ve kendisinin tanıdığı uluhiyetler arasında ona ,en çok benzeyene bunu yaklaştırır: Nasıl ki, Tešub Hurrilerde Adad değil midir? Aynı suretle Hebat Hititlerde Arinna’nın Güneşi olmadı mı?

İşlem, elemanları geleneksel olan ve düzeni yabancı bir modelden kopye edilmiş organik bir panteon yaratmak gayretindedir. Meşgul olduğumuz durumda, muhakkak ki model Sumer-Babil’dir ve Suriye Hurrileri şurada burada belki de birbirinden ayrı olarak daha önceden
mevcut olan bir şemayı adopte etmişlerdi, bu şemada Enlil, Ea, Sin, šamaš, Ninurta hierarşik bir  düzen içinde birbirlerini izlerler.

Fakat böyle bir senkretizmenin tam ve birbirine uygun olması için yeni tanrıların ex nihilo keşfi gereklidir. Tablo bu bakımdan açıktır: Tanrılar çifter çifter yürüdükleri için, Kusuhu bir Hurri Sin’i olarak tefsir ederken, ona alınmış dinden bilinmeyen bir eşi vermek lazımdı:

Saf ve basit olarak Ningal, Nikkal halinde ve aynı suretle diğerleri bu dinden transfer edildi. İşlemi sonuna kadar götürelim, evvelce kendisine hiç bir şeyin tekabül etmediği tanrı Ea’yı Hurilerin; -onların teologlarını anlıyorum- bir tek hareketle ilave ettiklerini görüyoruz.

Bir simetri  ihtiyacıyle açıklanan bu iktibas; adaletin ve aklın efendisi ,  mesleklerin piri v.s. (bél hasi’si) olarak, incarnation suretiyle taşıdığı görevleriyle, yeni bir tanrının alıcısını zenginleştirir. Aynı şekilde Romalılar Olympe’yı kopye ederken kendilerinde eksik olan bir  Apollon’u, büyük Grek tanrılarına eşlik eden dini değerler ve kavramlar takımı ile birlikte aldılar. Fakat transferin mükemmel bir şekilde gerçekleştirilmesi nadirdir. Bu ekseriya eksikliklere maruz kalır. Böylece daha önce Kumarbi’ye ye Tešub’ a eşit eski tanrı Nubadig saymak için bırakılmış bir figürdür.

En eski dökümanlar ile theofor onomastik bize Hurrilerin evvelce, Örneğin Kumarbi, Tešub, šauška gibi, çok farklı bazı yerli tanrılara sahip olduklarını teyid ederler. Fakat bu tanrıların değişmez bir hiyerarşiye sahip ulusal bir panteon şeklinde organize edildikleri ihtimali hiç yoktur. İkinci binin ortalarına doğru belgeler faal durumdaki yerli panteonların varlığını karşımıza çıkardığı zaman, bir panteon vardır, fakat bu panteôn uzun zamandan beri asimile olmuş ve bu süre içinde elde edilmiştir. Bizim tanıdığımız, Hurri Panteonu daha geniş malumata kadar ikinci elden bir dini sistemdir.
—————————————-
(1) Yazar burada Kurtiwaza (Mattiwaza) andlaşmasını kasdetmektedir.
Bk. E. Weidner. PD (1923) BoSt. 8 s. 2-37.

Bu makale E. Laroche tarafından, Orientalla 45/1-2 (1976) s. 94-99 da
Fransızca olarak neşredilmiştir.

loading...