"Enter"a basıp içeriğe geçin

HURRİ MİTANNİ DEVLET SİSTEMİ VE SOSYAL YAPISI

Tuncer Balkaya

loading...

DEVLET SİSTEMİ

Mitanni devleti toplumuyla ilgili incelemede, çekirdek bölge dışında
kalan kentlerde bulunmuş belgelerin temel alınması gerekmektedir: Batı uçta
Alalah ve Doğu uçta Nuzi. Devletin tarihinin ilk bölümünü oluşturan 15.
yüzyılda bu kentle, hükümdarı mittani kralının kontrolü altında bulunan yerel
hanedanlarca yönetilmiştir. Alalah’ta İdriminin soyundan gelen bir dizi kralı
olmuştur. Nuzide ise kendiside Mitanni hükümdarının vasalı olan Arrapha
kralına bağımlı bir “reis” olmasına rağmen, yinede kentte büyük bir merkezi
yapı vardır. Metinlerde bu yapıdan “saray” olarak söz edilmektedir. Mitanni
devletinde, kralın düzenli olarak vasallarıyla antlaşmalar yaparak bizzat bir
arada tuttuğu gevşek bir siyasi yapı kurulmuştur. Dolayısıyla yerel olaylar
üzerindei muhtemelen kralın etkisi çok azdı.

Devlet tarımın yağışa bağlı ve köy topluluklarının güçlü olduğu bir
bölgededir. Sarayların bulunduğu kent merkezleri bu köylerin desteğine bağımlıydılar. Yerel saraylar talep edebilecekleri vergi ve angarya işgücü
miktarını tam olarak hesaplamak amacıyla nüfus sayımları yapmıştır.
Kayıtlarında nüfusu tam olarak anlaşılamamış olar gruplara bölmüşlerdir 392.

Toprak mülkiyeti şartsız olarak büyük kralın idi kral isterse kendi
mülkünden küçük parçaları kendisine sadık hizmet edenlere emanet
vermiştir. M.Ö. II. bin yılın ortalarında taşınmazların satışını engelleyen
Mitanni egemenliğinin emrini Hurriler evlat edinme yoluyla işlemez hale
getirmişlerdir. Çünkü evlat edinilen oğul, gerçek oğlun statüsünü istediğinde
taşıyabiliyordu. Birçok evlatlık alma kontratlarında, bilhassa gerçek evlatlık
almayı yansıtan vesikalarda bu durum açıkça görülmektedir393.

Hurri toplumlarının politik ve sosyo-ekonomik örgütlenmesi ile ilgili
bilgiler, Mitanni Krallığı’nın batı ucundaki Alalah ve doğu ucundaki Nuzi’de
ortaya çıkarılan özel arşivlerden elde edilmektedir. M.Ö.15–14. yüzyıllarda
yaşamış geniş aile yapılan ile ilgili bol ve çeşitli veriler Nuzi arşivlerinde
bulunmaktadır. Nuzi özel arşivleri sayesinde Hurrili bir aile beş nesil boyunca
izlenebilmektedir. Dicle’nin doğusunda bugünkü Kerkük’te yer Nuzi, içlerinde
Kuruhanni’nin de yer aldığı başka yerleşmelerle birlikte, Hurri topraklarının
sınırında yer alan küçük Arrapha devletine aitti. Resmi arşivlerin yanı sıra,
Yorgan Tepe’nin kuzey ve kuzeydoğu kesimlerinde bulunan yeraltı oturum
alanlarında ele geçen özel arşivler, önemli ekonomik metinler vermiştir.
Mitanni/Orta Assur Dönemi’ne ait arşivlerden elde bilgiler, özellikle
Arrapha’nın Hurri topluluğu ile ilgilidir. Ancak, bu Kuzey Mezopotamya
topluluğunun sosyal örgütlenmesi, pek çok yönüyle Güneydoğu Anadolu’daki
Hurri topluluklarına da atfedilebilmektedir 394.
Nuzi metinlerinde yer alan kurum ve meslek adlarından Hurri
toplumunun sosyal sınıfları ortaya çıkmaktadır.

Bu sosyal sınıfların şematik olarak sıralanması şu şekilde
yapılmaktadır 395.
I. İdareci Zümre
a) Kral ve Sınıfı
b) Hazannular (belediye başkanı )
c) Halzuhlu ( bölge denetçisi ve daianu’lar(yargıçlar)
d) Kâtipler
e) Kapı Muhafızları
II. Halk
1) Hürler
a) Rahipler
b) Gayrimenkul ve menkul sahipleri(orta sınıf)
c) Meslek sahipleri
2) Yarı hürler
3) Köleler
4) Yerleşik Yabancılar

Az da olsa elimizdeki bilgilerden, Mitanni, İşuwa, Kizzuwatna, Aizi ya
da Arrapha’daki Hurri devlet örgütünün, Hatti de dâhil olmak üzere, diğer
Yakın Doğu devletlerinden sadece bazı farklılık gösterdiği anlaşılmaktadır.
Mitannni sistemi altında kasabalar, kralın tayin ettiği bir akrabası tarafından
idare ediliyordu. Ancak Mitanni devleti karşısındaki yasal statülerine rağmen,
kasabalardaki yerel hükümdarlar ve İhtiyarlar Meclisi gibi idari yapılara iç
meselelerinde geniş bir özerklik hakkı tanınmıştır. Tamamen Akkad
topraklarında yer alan Assur bile, yerel prensin ve İhtiyarlar Meclisi’nin yanısıra bir Mitanni elçisinin (SUKKALLU) idaresinde yer almasını kabul etmesine
rağmen, özerkliğinin bir kısmını koruyabilmesini başarmıştır396.

SOSYAL YAPI

Mitanni Hâkimiyeti altında, Hurri devletlerinin saray ve tapınakları,
büyük ölçüde kırsal kesim üretimine dayanan devlet ekonomisinden büyük bir
pay almışlardır. Ayrıca, Nuzi resmi belgelerine göre saray, zenginliğini
tarlalar, meyve ve sebze bahçelerinin yanı sıra, sığır yetiştiriciliğine de
borçluydu. Arrapha’da devlete ait tarlalar içinde topluluk topraklarından
alınmış arsalar da vardı. Assur ve Hatti’de Olduğu gibi “saray payı” denilen
bu tür arsalar, krala çeşitli hizmetler veren seçkin kişilerin de dahil olduğu
şahıslara veriliyordu 397.

Başlangıçta askeri bir seçkin grubu olan MARIYANNI, Mitanni
toplumunda büyük farkla en üst sınıfı teşkil ediyordu. Kendilerini ve ailelerini
geçindirmeleri için çeşitli büyüklüklerde arazi parçaları verilen bu kişiler,
birkaç kölenin de yardımıyla tarım üretimine giderek daha fazla ağırlık
vermişlerdir 398. Başarılı olanlar, büyük toprak sahipleri haline gelirken, daha
az talihli olanları mülkleri ve sosyal statülerini kaybetmişlerdir. Mitanni
Krallığı’nın doğusunda, bu ayrıcalıklı sınıfa dâhil olabilme hakkının sadece bir
savaş arabasının bakımını karşılayabilenlere verilmesine rağmen, batı
bölgelerinde seçkinliğin kalıtsal bir sosyal statü haline gelmesi nedeni ile bu
şart aranmamıştır399.

Saray ekonomisini ŠAKIN BITI adı verilen bir saray memuru idare
ediyordu. Sadece kraliyet ailesi değil, üst sınıfın ayrıcalıklı üyeleri de sarayın
tahsis ettiği arazilerin tarım üretiminden pay alıyorlardı. Toprak sahibiolmayan ve “evin insanları” (taluhli) adı verilen köylü sınıfı bu mülklerde
çalışıyordu ve belki de Hitit saray ekonomisinde rastlanan “kraliyet köleleri”
adı verilen kişilere benzer bir sosyal mevkiye sahiptiler400

Arrapha’da özel şahıslara verilen devlete ait topraklar satılamıyordu.
Bu yasak, ancak toprak hakkının kanuni varis olarak tanınan alıcı kişiye
devredilmesi yoluyla delinebiliyordu. Bu hayali evlat edinmede evlat edinilen
kişi kanunen arazinin ya da mülkün gelecekteki sahibi oluyordu. Her ne kadar
kanunen bağlayıcı bu anlaşmalarda mülkün büyüklüğü ve yerinden
bahsedilmese de, evlat edinilen kişinin görevleri açıkça belirtilmiştir. Evlat
edinilen kişi, edinen kişiye itaat etmek, onu beslemek, giydirmek ve
öldüğünde de onu gömmek ve yasını tutmak zorundaydı401. Ayrıca evlat
edinen kişi fidye istemiyle kaçırılırsa, onu aramak da görevleri arasındaydı.
Bu tür arazi devir anlaşmaları, Mitanni Krallığı’na dâhil Arrapha ve
diğer Hurri devletlerinde olduğu gibi çoğu arazinin devlet mülkiyetinde
olduğuna işaret etmektedir. Devletin köyleri devredebilir ekonomik birimler
olarak görmesi de bu görüşe destek verir niteliktedir 402.

Bütün bir köyü içine alan bu tür büyük toprak tahsisleri, birinci derecede çeşitli Hurri devletlerindeki kraliyet ailelerinden oluşan küçük bir seçkin kesimle
sınırlanmıştı. Büyük konutunda özel bir arşivin bulunduğu Silwi/a-Tešub için
de aynı şey geçerlidir. Bu kişi sayısız tarlalar, korular, meyve bahçeleri ve
yüzlerce sığır ve koyunun yanı sıra, içinde zanaatkârlar, çobanlar,
ormancılar, köleler ve silahlı muhafızlarında yer aldığı büyük bir personele
sahipti 403.

Toprak sahibi şahıslar, aileler ya da bütün bir topluluk devlete karşı
olan hizmet ve yükümlülüklerinden kolayca muaf tutulmuyorlardı. Hatti’de
olduğu gibi, devletin uyguladığı angaryada devlete ait toprakların ekilip biçilmesi vardı. Nuzi metinlerinde Hurri devleti tebaasının yerine getirdiği
zorunlu hizmetlerden bahsedilmemiştir. Ancak Arrapha’da toprak aidiyetiyle
bağlantılı olan ILKU hizmeti en azından aile düzeyinde verilen bir topluluk
zorunluluğuydu. Mülk devredilse bile, bu yükümlülük hem önceki sahibi hem
de alan kişi tarafından yerine getirilmek zorundaydı. Devreden ve alan kişinin
ILKU hizmetini sırayla yerine getirdikleri örneklere rastlanmasına rağmen,
emlak devri için yapılan bazı evlat edinme anlaşmalarında, satın alan kişi
bütün bir parseli almamışsa, yeni sahip görevinden muaf tutulmuştur404. Bazı
durumlarda, ekonomik açıdan değersiz küçük parselleri olan bazı aile üyeleri,
angarya yükümlülüğünden muaf tutulabilmek için haklarından feragat
edebiliyorlardı. Topraktan bağımsız hale geldikten sonra, gezgin işçi ya da
ücretli asker olabiliyorlardı405.

loading...

Ovalarda yaşayan Hurriler, genellikle baba soyundan gelen geniş aile
birimlerinde yaşayan çiftçilerdi. Akkadça yazılmış belgelerde bunlara BITU
(ev) ya da Arrapha’da DIMTU (kule) denmiştir. DİMTU aynı zamanda
“çevredeki arazi” anlamına da gelmektedir ve Diakonoff’a göre 406 bazı köyler
hiç şüphesiz kendi kendini idare eden kasabalar haline gelmişlerdir. Geniş
aile, bütün sülalenin hareketlerinden sorumlu olan bir aile reisinin (ewri) idare
ettiği kendi topraklanna (ewro) sahipti. Aile tanrılarına ve atalarının ruhuna
hizmet etmek de onun görevleri arasındaydı. Bu işlevler kombinasyonu geniş
ailenin sadece ekonomik değil, kültsel bir birim olduğuna da işaret
etmektedir407.

Yakın akrabalık bağları ailenin mülk üzerindeki haklarını
güçlendirmiş ve aile reisinin otoritesi olmaksızın satılması ya da
devredilmesinde caydıncı bir unsur teşkil etmiştir. Ewri ve hane halkı surla
çevrili kule- ye benzer bir yapıda otururken, akraba aileler onun DİMTU’suna
yakın bir köy ya da köylerde yaşamışlardır. Genel olarak DIMTU’nun planı
yakın zamana kadar oturulan Kafkas kule köylerine benzetilmektedir 408.

Esas geniş ailenin giderek yeni yapılar ekleyen çekirdek ailelere bölünmesi
nedeniyle, DIMTU düzensiz planlı, surla çevrili bir yerleşmenin çekirdeği
haline gelmiştir. DIMTU etrafında var olan köylerde yerleşen yenigruplar
arasında, akraba olmayan aile grupları ya da bazı saray bağımlısı gruplar da
yer alabilirdi. Bu yerleşmelerden bazıları sonunda, tapınak, idari yapılar ya da
yerel hüküm-arın konutu ile diğerlerinden ayrılan büyük bölge merkezleri
haline gelmişlerdi 409.

Mitanni Krallığı’nın alçak arazilerindeki devletin örgütlediği kırsal
kesimde çok çeşitli tarım yapılabiliyordu. Bağ ve bahçelere ağırlık verilmesi,
geleneksel tahıl tarımı ve hayvancılık üzerindeki baskıyı bir dereceye kadar
azaltmıştır. Nuzi saray arşivine ait bazı belgelerde, tohumluk tahıl miktarı ve
hasat sonrası rekolte tahminleri kaydedilmiştir. Bu belgelerden birinde (HSS
15–233) her 20 İMER’lik araziden 36 IMER’lik arpa alındığından
bahsedilmesi, düşük bir rekolte elde edildiğine, yani 1 IMER araziden 1.8
IMER arpa alındığına işaret etmektedir.

Ancak başka bir metinde (HSS 14 123), başka yerlerde 1 IMER arazinin 1,5 ile 7 IMER arasında farklı arpa rekoltesi verdiğinden bahsedilmektedir. 20 ayrı parselden alınan buğday ve Emmer buğdayı rekoltesine ait bir listenin sonunda (HSS 15 31), arpa ekilen
başka bir parselden 1 IMER başına 6 IMER 70 QA rekolte alındığı
kaydedilmiştir410. Buğday rekoltesinin arpa rekoltesinin yarısı kadar olması,
buğdayın bu bölgede daha az ekilmesinin getirdiği sonuçlardan biri olabilir.
Emmer buğdayı ve arpa rekoltesi hasattan sonra 1 IMER başına 3 ila 7 IMER
arasında, yani ortalama bire beş rekolte vermiştir. Bu veriler ışığında ve
ailede işçi başına düşen ortalama arazinin 1 IMER olduğu düşünülürse,
küçük bir ailenin tahıl üretimi ve tüketimini kabaca tahmin edebiliriz. Sulanan
bir arazinin yılda iki hasat verebildiği ve bir çiftçinin yılda 10 ila 14 IMER
arasında arpa ürettiği düşünülürse, toplam 3 IMER 60 QA tohum kullanılarak
kabaca 1000-1400 litre (QA) ürün elde edildiği sonucuna varılmaktadır 411.

Bazı Nuzi metinlerinden ve özellikle mal teslimatı ve ödenmemiş
mallarla ilgili belgelerden, Mitanni’nin batı eyaletlerinde hayvancılığın
ekonomide oynadığı rolün önemi açıkça anlaşılmaktadır. Metinlerden Nuzi
çobanlarının sosyo-ekonomik açıdan bağımsız, hareketli bir grup oldukları ve
meslekleri gereği bazen bütün aileleri ile birlikte şehir yerleşmelerinden
uzakta yaşamak zorunda kaldıkları anlaşılmaktadır 412.

Göçebe bir yaşam
tarzı gerektiren meslekleri, babadan oğluna geçmiştir. Çoğunluğu Nuzi
dışındaki yerleşmelerde yaşıyor, bazılan mülk sahibi oluyor ve meslekleri
dışındaki ekonomik faaliyetlere katılıyorlardı. Ayrıca belli askeri görevler ve
vergi yükümlülükleri altına sokulmuşlardı. İçlerinden bazılarına bir meslek
sıfatı yakıştırılması, yüksek bir mevkie sahip olduklarına ve belki de kendi
meslekleri içinde bir hiyerarşinin bulunduğuna işaret etse de, çoğunun
sıradan çobanlar oldukları anlaşılmaktadır 413.

Serbest işçi olarak çok iyi
tanınan hayvan sahibi zengin aileler ile kurdukları bağlar sayesinde, hiç
şüphesiz kendi toplulukları içindeki sosyal mevkileri de yükselmiştir.
Topluluğun iki kesimi arasındaki ekonomik etkileşim, çobanlara ve ailelerine
tahıl ve yem bağışı yapılmasına kadar varmıştır.

KAYNAKLAR:

392 Mierrop, 2006:184
393 Alpman, 1986, 187
394 Jakar, 2007: 411
395 Alpman, 1986: 186
396 Diakonof,1984: 37
397 Diakonoff 1982: 50, dipnot 144; 1984,35, dipnot 109
398 Wilhelm, 1989: 43
399 Wilhelm, 1989: 43
400 Diakonof,1984: 36–37
401 Speiser 1930: 8.
402 Klengel 1978:114; Wiiheim 1989: 42.
403 Jankowska 1956–1960:238; Stein 1993: 36
404 Jankowska, 1957–1960: 239
405 Jankowska 1986:33; Diakonoff,1984: 35
406 1984:32, dipnot 100
407 Jankowska 1986:35
408 Zaccagrıini 1979:1 56-157; Jankowska 1986:36-37).
409 Diakonoff,1984:32
410 Jankowska 1986:38
411 Jankowska 1986:39-40)
412 Morrison 1981:261
413 Morrison 1981:259–260, dipnotlar 15-34

loading...