"Enter"a basıp içeriğe geçin

Kürtçe Edatlar – Daçekên Kurdî

KÜRTÇEDE EDATLAR 1

loading...

Daçek (Edat)

Kürtçe’de edatlar..

1- di … de: (Daha çok Türkçedeki de ve da anlamını verir. Kürtçede ise ağırlıkla ‘bir şeyin içinde anlamında’ kullanılır. di … de edatı gözle görülmeyen durumlar için kullanılır.)

Örnek (Mînak)

di sandiqê de (sandıkta / sandığın içinde)

di binê kursiyê mezin de (büyük sandalyenin altında)

di erdê de (yerde / yerin içinde anlamında)

2- li: (Kürtçedeki bu edat da, Türkçedeki de ve da edatlarına benzer bir kullanıma sahiptir. Bu kullanım biçimi Kürtçedeki de … da kullanımından farklı olarak, daha çok ‘gözle görülür, açıkta’ anlamlarında kullanılır.)

Mînak:

li ber sandiqê (sandığın önünde [bakıldığında gözle görülmesi sözkonusudur.])

li ber kursî (sandalyenin önünde)

li erdê (yerde / yerin üstünde, gözle görülür.)

Bu iki edatın daha iyi anlaşılması için bir örnek daha verelim:

Pirtûk di erdê de ye. (Kitap yerdedir [yere gömülü, yerde saklı anlamında.])

loading...

Pirtûk li erdê ye. (Kitap yerdedir. [yerin üstünde, bakıldığında görülür anlamında])

3- ji: den / dan

Mînak:

ji Almanya (Almanya’dan)

ji Serhed (Serhad’tan)

ji Amed (Amed’ten)

4- bi: ile, vasıtasıyla anlamını verir.

Mînak:

Bi balafirê (uçak ile / uçak aracılığıyla / uçak vasıtasıyla)

Bi mamosteyê (öğretmen ile / öğretmen aracılığıyla / öğretmen vasıtasıyla)

Bi çakuçê (çekiç ile / çekiç aracılığıyla / çekiç vasıtasıyla)

5- bi … re: Burada ‘bi’ edatından farklı olarak kullanma; bir diğer tanımlamayla, ile, aracılığıyla, vasıtasıyla gibi durumlar olmayıp, sadece yanında veya beraber olma durumu vardır.

Mînak:

Bi bavê xwe re. (Babasıyla beraber. / Babasının yanında.)

Bi mamoste re. (Öğretmenle beraber. / Öğretmenin yanında.)

6- bê: Sözcüğe -siz, -sız, -meden, -meksizin anlamlarını katar.

Mînak:

Bê mal (evsiz)

Bê çûyîn (gitmeden)

Yukarıda verilen edatlar, Kürtçede sıklıkla kullanılan edatlardır. Bu edatlar ‘bi’‘bê’, ‘di’‘ji’‘li’ biçiminde ön edat olarak kullanılabilecekleri gibi ‘re’‘de’ gibi son edatlarla beraber, ya da ‘ber [yanında], ‘bin [alt]’, ‘ser [üst]’, ‘kêlek [yan]’, ‘jor [yukarı]’, ‘jêr [aşağı] gibi adlarla birlikte de kullanılırlar.

Mînak:

Mase li ber dîwêr e. (Mase duvarın yanındadır.)

Çente li bin masê ye. (Çanta masanın altındadır.)

Ew bê mal û  war in. (Onlar evsiz ve yurtsuz kalmışlar.)

Fêkî di dolabê de ye. (Meyveler dolaptadır. [Dolabın içindedir.])

Pêhînî 1 (Alıştırma 1)

…….. gundê we çend mal hene’

…….. gundê me 25 (bist û pênc) mal hene.

Pêşeng û Evîn …… ku ne’

Ew …… der in.

Pirtûk ……. sandiqê …… ye.

Pirtûk …….. ser sandiqê ye.

Pêhînî 2 (Alıştırma 2)

Mînak

Ev mase ……. darê mazî ye.

Ev mase ji darê mazî ye. (Bu masa meşe ağacından)

Ez …….. gundekî Diyarbekir im

Tu ……. ku yî’ (nerelisin)

Ez ……… Dêrsim im.

  • KÜRTÇEDE EDATLAR 2

Daçek-2 . Geçtiğimiz ders işlediğimiz edatlar Kürtçede en yaygın kullanılan edat ve edat takımlarıdır. Bu edatların dışında, derslerimiz ilerledikçe diğer edatları, edat takımlarını, edat bükümleri ile oluşmuş yeni sözcükleri de örnekler vererek, cümleler içinde işleyeceğim. Tüm edatları ve edat takımlarını birlikte vermem durumunda, tümünü ezberlemek gibi hiç tasvip etmediğim bir durumla karşı karşıya kalmak mümkün. Bunun yerine, metin parçaları içinde ve yeri geldikçe sözcük anlamlarını belirterek işlemeyi daha yerinde görüyorum.

Dersleri işlerken önemsediğim bir durum ise okuma metinlerinin çevrilmesidir. Dikkat ederseniz, okuma metinlerinin devamındaki sözcük anlamlarını en geniş biçimiyle veriyorum. Bu metinleri bol bol okuyup, hatta mümkünse sesli okuyup daha sonra çevirmek için çabalayın. Bu hatırlatmaları yaptıktan sonra edatların genel kurallarını ve aldıkları takıları öğrenmeye devam edelim. Edatlar (daçek) daha çok addan önce yazılırlar. Elbet addan önce ve sonra gelen ‘di … de’, ‘bi … re’ ve ‘ji … re’ gibi edat takımları da var. Bu türden edat takımları ilgili adı aralarına alırlar. Ayrıca art edatlardan yalnız başına kullanılarak ismin ardına gelenler de var. (de, re, ve) Addan önce gelen edatlar, adların tekil-dişil durumlarda ‘ê’, tekil-eril durumlarda ‘î’, çoğul sözcüklerde ise ‘an’ takılarını almasını sağlarlar. Öte yandan eril-tekil tamlayan takısı olan ‘î’ takısı, çoğu kez kullanılmamaktadır. Bir diğer anlatımla, ‘î’ takısının kullanılmadığı tekil-eril takıların kullanımında, eğer belirlilik söz konusu olduğunda, bazen ‘î’ düşerek, bir ya da iki heceli sözcüklerdeki ‘a’ harfi ‘ê’ ye de dönüşebilmektedir. Bazı kullanımlarda ‘ê’ yerine ‘e’ de getirilmektedir. Mînak: ziman [dil] => ‘girîngiyên zimanî’ [dilin önemi] yerine ‘girîngiyên zimên’ de denilebilir. şivan [çoban] => ‘jiyana  şivanî’ [çobanın yaşamı] yerine ‘jiyana şivên’ de denilebilir. Eril-tekil durumlarda ‘î’ takısının atılmasının öznel durumları var. Çünkü çoğu durumlarda ‘Î’ takısı, sözcüğün anlamını da değiştirmektedir. Dilbilimciler, eril-tekil ‘î’ takısının sözcük karmaşasına yal açılmaması için bu nedenle zaman içinde atıldığını belirtirler. Mînak: bajar => şehir / bajarî => şehirli gund => köy / gundî => köylü baş => iyi / başî => iyilik Edatların kullanımı ile ilgili örnekler: Bi kûrekî Eyşanê re diçe bazarê. (Eyşan’ın bir oğluyla pazara gidiyor.) Li pirtûkeke Azadî dinivîsîne. (Azad’ın bir kitabında yazıyor.) Di nameya xwendekaran de ye. (Öğrencilerin mektuplarında(var)dır.) Okuma metnini okuyarak Türkçeye çevirin. ZOZANÊ ME Em biharan diçin zozanan. Keç û bûkên gundê me xwe dixemilînîn. Ew li hespan siwardibin. Berê xwe didin waran. Kar dikeve ser milên herkesî. Şivan berê birên pez didin zozanan. Berxvan jî berxan hêdî hêdî ber bi waran dikişînin. Gundî tiştên xwe li ker û hespan bardikin. Ew derin waran. Barên xwe datînin. Jin konan vedigirin. Zilam jî çeper û holikan çêdikin. Roj dibe roja zarokan. Roja zozanan ji bo wan wekî cejn e. Ew dikevin nava mêrgên zozanan. Deste deste gul, sosin û beybûnan dibistînin. Dengê zarokan, kalîna berxan û orîna golikan li hev diqelibin, dibe şadî û dikeve nava waran. Ber bi nîvro gavan dewaran dajo nava waran. Zarok diçin çêlekan tînin û li ber konan girê didin. Jin, berê golikan berdidin bin mangan û dû re didoşin. Dema gavan diçe mala xwe, şivan jî pez tîne bêriyê. Bêrîvan eyaşîran dikin tûran. Tûran didin pişta xwe, elban davêjin milên xwe, diçin bêriyê û pez didoşin. Dema elban tijî dikin, tînin berdidin eyaşîran. Li pey dotinê berxvan berxan berdide nav pez. Berx makên xwe dibînin, dikevin bin û dimijin. Ev jiyan îro ji bo min wekî xewn e. Wateya peyvên kurdî bihar : ilkbahar biharan : ilkbaharlar / ilkbaharda çûn : gitmek Em diçin. : Biz gidiyoruz. zozan : Yayla keç : kız bûk : gelin xwe : kendi / kendini xemilandin : süslemek /bezemek xwe xemilandin : kendini süslemek Keç xwe dixemilînin. : Kızlar kendilerini süslüyorlar. hesp : at siwar bûn : binmek Li hespan siwardibin. : Atlara biniyorlar. Li ereban siwardibin. : Arabalara biniyorlar. berê xwe : yönünü war / zozan : yayla (war, yüksek diyar anlamında da kullanılır) dayin : vermek didin : veriyorlar Berê xwe didin waran. : Yönlerini yaylalara veriyorlar. kar : iş ketin : düşmek dikeve : düşüyor nakeve : düşmüyor ser : üst mil : omuz kes : kişi herkesî : her kese şivan : çoban bir : sürü pez : koyun / küçük baş hayvan birê pez : koyun sürüsü berxvan : kuzu çobanı berx : kuzu hêdî hêdî : yavaş yavaş ber bi : istikamete doğru (bir yöne doğru) kişandin : çekmek dikişîne : çekiyor tişt : eşya / şey tiştên xwe : eşyalarını / şeylerini ker : eşek bar : yük barkirin : yüklemek birin : götürmek dibin : götürüyorlar danîn : indirmek datînin : indiriyorlar kon : kıldan dokuma çadır vegirtin : germek/ çadır kurmak. çeper : çeper holik : kulube / yayla evi / evcik çêkirin : yapmak çêdikin : yapıyorlar roj : gün roja : günü zarok : çocuk ev : bu ji bo : için ji bo wan : onlar için wekî : gibi cejn : bayram ew : o / onlar pêşeroj : gelecek nav : iç / içine mêrg : çayır deste : deste /buket sosin : süsen (bir çeşit çicek) beybûn : papatya bistandin : dermek / sapıyla koparmak dibistînin : deriyorlar deng : ses kalîn : meleme / melemek orîn : böğürme böğürmek golik : dana nîvro : öğlen / gün ortası gavan : sığırtmaç / büyükbaş hayvan çobanı dewar : sığır ajotin : sürmek dajo : sürüyor çêlek : inek anîn : getirmek tînin : getiriyorlar li ber : önünde girêdan : bağlamak (mastarlı biçimi) / bağladılar (çoğul çekimli hali) girêdidin : bağlıyorlar berê : önce berdan : bırakmak (mastarlı biçimi) / bıraktılar (çoğul çekimli hali) berdidin : bırakıyorlar bin : alt mange : inek dûv re /dû re : sonra dotin : sağmak didoşin : sağıyorlar mal : ev Gavan diçe mala xwe. : Sığır çobanı evine gidiyor. bêrî : koyun sağma yere Şivan jî pez tîne bêriyê : Çoban da koyunları sağma yerine getiriyor. bêrîvan : koyun sağan kadın eyaşir : süt tulumu tûr : kulplu yünden çanta /torba pişt : sırt Dide pişta xwe. : Sırtına alıyor / sırtına veriyor. elb : ağaçtan kova avêtin : atmak davêje : atıyor milê xwe : koluna Davêje milê xwe. : koluna atıyor. diçin : gidiyorlar tijî : dolu tijî kirin : doldurmak tijî dikin : dolduruyorlar li pey : ardından mak : anne dîtin : görmek / bulmak dibînin : görüyorlar mîtin : emmek dimijin : emiyorlar jiyan : yaşam / hayat xewn : rüya di bin darê de : ağacın altında rûniştin : oturmak rûdine : oturuyor firavîn : öğle yemeği xwarin : yemek (fiil anlamında) dixwe : yiyiyor

kaniyasor.wordpress.com/

 

NIVÎSÊN BALKÊŞ

loading...

Bir Cevap Yazın