"Enter"a basıp içeriğe geçin

Fırat Başkale kimdir

Fırat Başkale (Abubekir Öztürk) 1959 (rivayete göre 60’lı yılların başları da olabilir.) Pervari de doğar. Doğuda pek görülmeyen bir durumu Öztürk ailesinde görürüz. Biri kız olmak üzere toplam iki kardeşler. Ailenin belki de en büyük özelliği seslerinin güzelliği.

Doğululuğun, Kürt olmanın getirdiği bütün acılar ve mutluluklar seslerinde göstermiştir kendini. Üvey baba dayağı ile kahvelerde uyumak girmiştir hayatına. Sesinin güzelliği onu okul sıralarında iken kurtarmıştır ve tembel olmasına rağmen sınıflarını geçmiştir bir bir. Çocukluğun da hadi bir türkü söyle hikayesi onu bir gün hamama kadar taşır.

Evine giderken ısınmak için girdiği hamamın aslında kadınlar hamamı olduğunu bilmiyordu. Büyük bir şaşkınlığın yaşanmasına rağmen kadınlar ona gözlerini kapattırarak türkü söyletip olayın keyfini çıkarmaktan da kendilerini alıkoyamazlar. Bir çok yerde başlar artık türkü söylemeye… Düğünler, sünnetler dost muabbetlerinde sesi hep aranır olur. Bakar ki artık bütün bölgeye yetişemiyor yöre de 20 tane kürtçe kaset yapar.Yöre de satılan bu albümler çok ilgi görür. Zor koşullarda doldurulan bu kasetler bir gün onu yeniden hamama taşır. Bu sefer bilinçli bir gidiştir.

Teyple yapılacak kayıtın ekolu olması için seçilmiştir hamam. Tas, elektro bağlama ve darbuka eşlik eder sesine ve kayıt tamamlanır.
Yörenin ve Xani aşiretinin (Ehmede Xanî’ye dayanır) en sevilen adamı olur. Sesi ve hep çocuk kalan saf yüreğiyle… Bölgede yaşanan tüm acılar onun sesiyle türkülerini ve ağıtlarını dinleyen yüreklere ulaşır.
86’nın başlarında İstanbul’a Unkapanı’na gelir ve o da bilir ki yöresindeki gibi değildir herşey, orada söylemek gibi de değildir. Dönem zorlu bir dönemdir ve İstanbul’da Kürtçe söylemek zordur. Şahin Özer ile (Özer Plakçılık) ilk anlaşmayı yapar ve Türkçe türküler söyleyecektir bu albümünde. İlk albümünün çalışmaları sırasında Arif Sağ ile dostluğu başlar.

Sesini çok beğenen Arif Sağ ona Fırat Başkale ismini koyar. Artık Fırat Başkale olarak devam eder yaşamına. İlk albümünden önce Arif Sağ, İlyas Salman ve Gönülden Gönül’e topluluğuyla birlikte şan tiyatrosunda İstanbul’daki ilk konserini verir. Arkasından ‘Nuran’ adındaki ilk Türkçe albümü çıkar.
87’de ‘Güneş Yine Doğacak’ adlı albümünü yine Özer Plakçılık’tan çıkarır. Bu albümle artık Fırat Başkale ismini herkes duymaya başlamıştır. Bu çalışması yakın bir tarihe kadar sıcaklığını korumuş ve epeyce satılmıştır. Bu dönemde birçok sanatçı ile ilişkileri başlamış, uzun bir süre Unkapanı’nda kendi imzası bulanan albüm çalışmaları yapmıştır.

1989’ da o dönem bu kadar popüler olmasa da git gide tanınmaya başlayan Mahsun Kırmızıgül’le ‘Doğu Konserleri’ adlı albümü yaparlar. Ama ilginç olan bu konser kasetinin doğuda değil İstanbul’da verilen konserin kaydı olmasıydı. O dönemlerde kendisinden öğrendiğimize göre böyle fason konser kayıt kasetleri çokça olurmuş.
Fırat Başkale gitgide bir çok sanatçıyla ortak çalışmaya başlar, sesini birçok sanatçı dostuyla paylaşır. Ahmet Kaya ve Hasan Hüseyin Demirel ile o dönem yoğun çalışmaları olur. Ahmet Kaya bir albümünde Fırat’a solo vokal yapmasını istemiş hep, ama bunu bir türlü gerçekleştirememişler.
90 yılında Fırat Başkale’nin çok hareketli ve aynı zamanda Kürtçe söylemenin zor olduğu bir dönemde, doğuda yaptığı kasetlerin dışındaki ilk Kürtçe albümünü Ses Plak yapar. Çenê Çenê-‘Lorî’ adlı bu albümü bir haftada tam yüzbin satar ve ikinci haftasında devlet tarafından toplatılır. Albüm toplatılmasaydı kısa sürede bir milyonu bulurdu.

Fırat Başkale kendi bölgesinin dışında gerek tüm ülke, gerekse yurt dışındaki tüm Kürt halkına sesini taşır. Böylelikle yurt dışı konserleri yoğunlaşmaya başlar. 90-97 yılları arasında bir ayağı ordadır artık. Bu arada kendisinin de isimlerini hatırlamadığı 8 albümü daha çıkar .Çünkü araya o kadar çok korsan kaset girmiştir ki bu yüzden hatırlayamıyor. Bu dönemin sonun da 97’de Aria Müzik’ten ‘Eman Dilo‘ adlı albümü çıkar. Asla büyümeyecek olan çocuk yüreği onu çok kere sıkıntıya sokacaktır. Çünkü bir çok kez firmalar tarafından kandırılır. Eski kaset kayıtlarından bolca karma kasetler çıkar ama, o bunları çok haha sonradan duyar.
Bu arada Fırat Başkale’ nin sesi ilk defa sinemaya aktarılan Ehmede Xanî ‘ye ait bir Kürt destanı olan Mem û Zîn’ filminde duyulur. Filmdeki duygulu sesi onu daha da çok tanıtır. Bu film Fırat’ın sesi ile özdeşleşir. Daha sonraki yıllarda Işıklar Sönmesin filminde de sesiyle yer alır.

Sesi, O’nu o kadar farkedemediğimiz bir yere taşır ki popüler kültüre mal olmuş isimler arasında yer almadığı halde, ordan bir çok isim onu bilir ve albümlerini takip edip ona övgüler yağdırır. Bunların başında İbrahim Tatlıses gelir. Ona göre Fırat’ın sesi önemli bir sestir Türkiye için. Kendisi gibi Kürt sanatçılarla da güzel dostlukları vardır. Şivan Perwer, Gani Nar ve Nilüfer Akbal gibi. Özellikle yurt dışında birlikte konserler verirler. Kürt sanatçı arkadaşları arasında Beko adıyla da anılır.
Bir dönem küser biraz. Çünkü yorulmuş ve kırılmıştır. Anlaşılmadığı olmuş çoğu kez. Bu durum onu kırgın ve dağınık yaşama iter.

Öfkesi kabarır, sinirlenir sonra birden hiç bir şey olmamış gibi davranabilir. Bir gülüş onu ikna etmeye yeter. İnsanları sevmek için çok şeye ihtiyaç duymaz. Düpedüz ve doğrudan sever. Dostları da onun hep bir çocuk gibi olduğuna inanır ve öyle ilişki kurarlar onunla.
Fırat Başkale kırgın geçen döneminin sonunda yeni bir kollektif çalışmanın içine girer. Bu çalışmanın içinde kurulan müzik grubunda solist olacaktır. Grup Serüvenciler olarak başlıyacaktır çalışmaya. Daha önce Kızılırmak’ ta yer alan Tuncay Akdoğan (aynı zamanda bu ortak çalışmayı başlatan ve grubun kurucusu) Zuğaşi Berepe’de yer alan müzisyen arkadaşlarıyla (ilk Lazca rock yapan grup) birlikte başlarlar serüvene. İlk orient rock denemesidir yapmak istedikleri ve zorlanmışlardır kimi zaman.

Çünkü bir çoğu kendi alanlarında başarılı olmuş sanatçılardır ama tarzları birbirinden farklıdır. Ortak bir dil tutturmaları çok zor olmuştur.Zaten amaçlananda bu farklı tarzları harmanlamak, batı ve doğu ritmlerini birleştirmekti müziklerinde. Grup çalışmalarının ilk iki yılında gruba gelenler ve gidenler olur ama Fırat Başkale hep vardır. Tuncay Akdoğan ile omuzlar grubu. Bu birlikteliğe inanır çünkü. Zorlukları paylaşır ve bu serüvene devam eder. Grubun ‘Veda’adlı ilk albümünü çıkarırlar. O artık bir serüvencidir.
Son olarak Tuncay Akdoğan ile birlikte ‘Ji Nuhve’ adlı albümünü çıkarır. Bu albümde, doğduğu bölge olan Van-Hakkari yöresindeki govendler, yani halayları seslendirmiştir.

NIVÎSÊN BALKÊŞ

Bir Cevap Yazın