"Enter"a basıp içeriğe geçin

NEWROZ ANLATILARININ KAYNAKLARI – Faysal Dağlı

Kürd tarihinin temel eserlerinden biri olarak kabul edilen ve 422 yıl önce yazılan Şerefname, 1971 yılında Türkçe’ye çevrildi. Şerefxan’ın Kürdlerin kökeni ve Newroz efsanesi ile ilgili aktardığı anlatılar Kürd politik çevreler tarafından olduğu gibi alıntılanarak günümüze dek ulaştı. Böylelikle Şerefname, Fars milliyetçisi Firdewsi’ye dayanan Newroz efsanesinin ‘Dehak’a karşı Kawa’ kurgusunun da, popüler ve akıl dışı kimi öğelerle birlikte günümüze dek gelmesine neden oldu.

Newroz’un tarihi, mitolojisi ve kaynakları ile ilgili makale dizisinin bu bölümünde esas olarak tarihi kaynaklarda yer alan anlatıları ve Newroz mitolojisideki tarihi ve sembolik figürleri derleyeceğim. Yazıda ifade edilen bilgilerin kaynaklarına dair eserler, anlatılar ve uzman görüşüleri ile ilgili bilgi isteyenlerin konunun detaylı anlatıldığı “Kutsal Kitaplar ve Mitolojide Kürdler” (Aram Yayınları-2014) adlı kitabımda yer alan Newroz ile ilgili bölüme bakmalarını öneriyorum.

TARİHİ ESERLERDE NEWROZ

-Kürd tarihçi Şerefxan, Şerefname adlı eserinin ‘Kürdlerin Kökeni Hakkında’ adlı bölümünde Newroz efsanesinden bahseder. Ancak Şerefxan’ın Safeviler döneminde İran’da doğup, prenslerle aynı okullarda büyüdüğü, İran edebiyatı ve tarihi etkisi altında kaldığı notunu da düşerek, Şerefname’de anlattığı hikayenin Fars edibi Firdewsi’nin Şahnamesi’nden alıntı olduğunu hatırlatmak istiyorum. Firdewsi’nin Şahname’deki bu anlatısı İran tarihi içinde kurucu rolü olan Kürdlerin ikinci plana atılması üzerine kurgulandığına dikkat etmek gerekir. Şerefxan’a göre Newroz’a sebeb olan hadise şöyle:

“Kürdlerin kökeni hakkında ve onların büyük nüfuslu toplumlarında, birçok farklı konu ve rivayet birbiriyle çelişecek şekilde yazılmıştır. Bu rivayetlerden biri şöyledir; ‘Kürdler, öyle insanların neslindendir ki, iki omzundaki yaraları iyileştirmek için Dehhak onların başlarını kestiriyor, beyinlerini çıkarttırıyor ve bunları yaralarına sürdürüyordu. Onlar kafalarının kesilmesinden, öldürülmekten ve kıyımdan kurtulmak için yüksek ve asi dağlara çıktılar.’

Daha önce Peşdadilerin beşinci padişahı olan Yılanların Dehhak’ı (Zehak), Cemşid’in yerine İran ve Turan tahtına el koymuş ve bütün dünyayı ele geçirmişti. Zorba, çığrından çıkmış ve Allah’tan korkmaz, çirkin olduğu kadar merhametsiz bir kişidir ve bu özellikleri nedeniyle bazı tarihçiler onu zulmün ta kendisi olarak tanımlar.

Bunca zorba, çığrından çıkmış, zalim ve merhametsizmiş. Üstelik, dedikleri gibi: İki yanından, omuzlarının üzerinden iki yılan çıkmış, kanser olarak tanımlanan hastalığa yakalanmış. Bu omuzlarının üzerindeki hastalık çok sancıyormuş. Bu hastalığı iyileştirmek için birçok doktor toplamış ve çeşitli ilaçlar denemişler, fakat hiç bir şey ağrısını dindirememiş. Her geçen gün, her geçen saat ağrısı kalbine vurmuş ve onun bütün gücünü tüketmiş. Şeytan birgün doktor kılığına girerek Dehhak’ın yanına gelip şunları söyler; ‘Omuzlarının üzerindeki yılanların çaresi yalnızca genç insanların beynidir. Eğer her gün bir gencin taze ve sıcak beynini yaranın üzerine koyarsan, ağrı ve şiddetli sancıların kesilir ve yaraların iyileşir.

Kendisine nasıl söylendiyse, o da öyle yapar. Gençlerin beyni sürülünce, Dehhak’ın omuzları üzerindeki yaraların sancısı tesadüfen, geçici de olsa durur. Bu ilaç onu gevşetir ve uyuyakalır. O günden sonra, emrindekiler her gün iki gencin kafasını keserek beyinlerini Dehhak’ın ağrılarını kesen bir ilaç gibi kullanırlar. Söylentiye göre, gençlerin başını kesme görevi kendisine verilen kişi iyi kalpli ve merhametli biridir. Bu işten perişan ve üzgündür, omuzlarına yüklenen bu görev ona dayanılmaz bir acı vermektedir. Bu, onun için katlanılmaz bir işkencedir. Fakat elinden hiç bir şey gelmez. Sonunda, yalnızca her gün bir gencin başını keserek, diğerini serbest bırakır ve kestiği gencin beynine koyun beyni karıştırarak hükümdara gönderir. Fakat, gizlice hayatını bağışladığı gençlere halkın içinde kalmamalarını ve dağa çıkmalarını şart koşar. Tek tek serbest bırakılan gençler, bütün renklerden ve çeşitli dillerden büyük bir topluluk olarak dağda çoğalırlar. Aralarında akrabalıklar ve dostluklar gelişir ve birbirlerine bağlanırlar. Yabancılık ve uzaklık kalkar, çoluk çocuk derken bir nesil oluşur ve onlara Kürd denilir. Bu uzun zaman dilimi boyunca her şeyden habersiz ve şehirlerden uzak yaşarlar. Kültür, sanat, uygarlık, dil ve bildikleri lehçeyi unuturlar. Yeni bir dil öğrenirler ve biraz özel bir durum yaratırlar. Sonra dağlara ve ovalara dağılırlar. Buralarda tarım, hayvancılık ve ticaret gibi uğraşlar edinirler. Dağlık kesimlerde köyler, şehirler, kaleler kurarlar ve sonra toplumsal olarak zenginleşirler ve her ovadan ve tepeden gelirler.‘‘

-Şerefxan’ın aktardığı rivayetlere göre; çocukları Dehhak tarafından katledilen Demirci Kawa, en sonunda dayanamayıp çekici ile zalim kralı öldürür, sarayını yakar, ateşi gören dağlara sığınan insanlar birleşir Dehhak’ın saltanatına son verir ve Newroz bu zaferin ardından kutlanmaya başlanır. Bu hikayenin bilimsel temelden yoksun, popüler ve akıldışı anlatılardan derlendiğini görülüyor. 422 yıl önce yazılan ve halen Kürd tarihinin temel eserlerinden biri olarak kabul edilen Şerefname, 1971’de Türkçe’ye çevrilince Kürdlerin kökeni ve Newroz efsanesi de Kürd politik çevreler tarafından olduğu gibi alıntılanarak Newroz’un aslında Firdewsi’ye dayanan bu anlatımla akıl dışı kimi öğelerle günümüze dek gelmesine neden oldu.

-Newroz efsanesi genel olarak 900 yılının sonlarında Firdewsi tarafından yazılan Şahname’nin anlatımı temel alınarak İslam tarihçilerin eserlerinde de yansımıştır. Arap tarihçi Teberi ünlü tarih yapıtında bu efsanenin birkaç versiyonunu aktarır. Teberi’ye göre Zalim Zahhak’ın (Dehhak’ın) saltanatı Feridun ve Kawa tarafından yıkılmıştır. Feridun’un Dehhak’ı Demawend Dağı’na hapsettiği gün Mihrimah ya da Mahi-Mihr yani Mihrican Bayramı olarak kutlanmaktadır.

-10. yüzyılda Biruni, Gerdezi ve Mesudi gibi tarihçiler de bu efsaneden bahseder.

-Sasaniler döneminde yazılan Darabi Hürmüzdiyar Rivayetleri kitabında da Newroz’dan bahsedilir. Buna göre Newroz günü insanın bedenine can verilmiş, ilk dişi ve erkek yaratılmıştır. Aynı kitaba göre Cemşid Newroz’da ölü Peşdadi krallarını diriltmiş, mezarları açmış, ölüleri canlandırmış ve ihtiyarları gençleştirmiştir.

– Bahdini kaynaklardan Bundeheşn de Newroz’dan bahseder.

-Yunan yazar-komutanı Ksenefon da anılarında Kürdistan’dan geçerken bölge halkının Mart ayında köy ve dağlarda ateş yaktıklarını gördüğünü söylemektedir.

-İslam aleminde de Muaviye halifeleri ve Abbasi Halifesi El-Mutewekil ve El-Mutezid, 9. yüzyılda Newroz bayramını kutluyor ve Newroz hediyeleri alıyorlardı. Aynı zamanda Osmanlı sultanları ve halifeleri de Newroz Bayramı’nı kutluyorlardı.

NEWROZ SÖZCÜĞÜ:

-Danimarkalı Doğubilimci Arthur Christin’e göre, Newroz kelimesi Kürdçe ve Farsça’nın temeli olan Pehlewi dilinde Nûkroc ya da Nîkroc idi. Bu kelime Kürdçe’de Nûroj/Newroj/Newroj (yeni gün) olmuştur. Rus Doğubilimci Aleksander Jaba da bu bayramı ‘Nûroj’ şeklinde ifade etmektedir.

TEMEL FİGÜRLER:

Newroz efsanesi bireysel ya da kavramsal bir çok figür içermektedir, bunlar farklı kaynaklara göre değişiklik gösterse de aslında aynı şeylerdir. Efsanedeki temel figürler şöyledir:

KAWA:
Newroz Mitolojisi ve tarihinde esas figür Kawa’dır. Üzerinde çokça tartışılan bu figür Avesta’da ‘Kawi’ olarak isimlendiriliyor. Kawi/Kawa anlam itibarı ile ‘kral, bilge, aşiret reisi’ anlamına gelmektedir. Günümüz Kürdçesi’ne Key/Keya olarak geçmiştir. Halen yerel yöneticiler (erkek) Keya, (kadın) Key (Kevanî/Keybanû) olarak isimlendirilmektedir. Avrupa dillerinde Kral anlamındaki ‘Keyser’ sözcüğü de ‘Key’ kökenlidir.

Avesta’ya göre, Peygamber Zerdeşt’in dinini kabul eden ilk Kawi yani ilk kral, Kawa / Key Viştaspa’dır. Avesta’da 8 Kawi ismi yer almaktadır, ki sonuncusu Kawa Husrava yani Key Xusrew (Keyakser-Cyaxares) adı bugün de Kürdlerin ulusal marşında geçmektedir.

Avesta’da ‘Kawi’ olarak geçen Medya kralları sonraları ‘Key’ (kral, kayser) olarak isimlendirilmiştir. Örneğin: Keykubat, Keyhusrev; bunlar Kawa’nın isimlerindendir. İlginçtir çok sayıda İran/Anadolu Selçuklu sultanları Med Krallarının isimlerini almıştır. Kawa motivine kimlik arayan kimi araştırmacılara göre de Kawa, Ahameni (Hexameniş) hükümdarı Korş‘dur (Kyros).

-Firdevsi’nin Şahname’sine göre Demirci Kawa’nın 17 oğlu Dehhak tarafından öldürülmüştür. Bu nedenle Kawa, Dehhak’ın zulmüne başkaldırır ve şehir halkı onun etrafında toplanır. Halk, Kawa öncülüğünde Feridun’un yanına gider ve hep birlikte Dehhak’a karşı ayaklanırlar. Ayaklanma sırasında Demirci Kawa’nın mızrağının ucuna takılan iş önlüğü ayaklanma bayrağı, taht sembolü olur ve Feridun’un hükümdarlığını temsil eder. Firdewsi, Kawa hakkında şöyle söylemektedir: ‘‘Kawa’nın bayrağı gecenin karanlığına güneş oldu ve dünyanın kalbi bu bayrağın verdiği umutla doldu. Bu bayrak ‘Kawa’nın sancağı’ olarak adlandırıldı, İran tarihinde Ari halkının güç ve kahramanlık sembolü oldu.‘‘

-Popüler versiyona göre, 612 yılında Asur Devleti’ni yıkan Med hükümdarı Kiyaksar, efsanedeki Kawa’dır. Benzer anlatılara göre 612 yılında Medler‘in Asurlara karşı Kawa önderliğinde ayaklandıkları Newroz günü Ninova sarayını yaktıkları ve savaşı kazandıklarına inanılır. Ancak bu inancın veya söylemin tarihsel gerçeklikle ve Newroz mitolojisi ile bağlantısı yoktur. Tarihi kayıtlara göre 612’deki Med-Asur savaşı Newroz’da değil, Ağustos ayında meydana gelmiştir, dönemin Asur Kralı da Dehhak değil, Sinşarişkon’dur. Savaş bir Med ayaklanması değil, iki nizami ordunun savaşıdır.

-Araştırmacılar Newroz’un Med-Asur savaşı ile ilişkilendirilmesinin, efsanenin politize ve nasyonalize edilmesine neden olduğuna ve farklı anlamlar yüklenmesine yol açtığını ifade ediyor. Buna göre Newroz M.Ö 5 binlere dek giden bir geçmişe sahip iken, Asur savaşı çok yeni bir olay olarak kalmaktadır.

-DEHHAK: Newroz efsanesinde Kawa’dan sonra esas figür Dehhak’tır. Dehhak üzerine yürütülen tartışmalar oldukça dikkat çekicidir. Onunla ilgili söylenenlerin toplamında kötülük kaynağı olduğudur.

-Dehhak, Avesta’da ‘üç başlı, altı gözlü, üç ayaklı ve binlerce kolu olan bir ejderha’ olarak tarif edilir. Adının anlamı ‘ejderha‘ veya ‘zehirli yılandır.‘ Kürd ve diğer Ari kavimlerinin hikaye ve efsanelerinde de ejderha ve yılan her zaman korku ve kötülük timsali olarak yer almaktadır. Dehhak kötülük tanrısı Ahriman’ın soyundandır. Dehhak, Peşdadî hükümdarı Yem‘in (Cemşid) ikizi Yima’nın yardımı ile Yem‘i öldürür ve cihan hükümdarı olur. Bir süre sonra, o da Yem’in soyundan Tharetona yani Feridun tarafından öldürülür ya da Demawend volkanının kraterinde hapsedilir.

-Zerdeştilerin kutsal kitabı Bundaheşt’e göre, Dehhak bir Babil kraldır. O kötülük ve karanlık yayılan Babil’i temsil eder.

-Popüler Newroz versiyonuna göre de Dehhak Asur hükümdarıdır ve Kawa önderliğindeki ayaklanma sonucunda, M.Ö 6. yüzyılda öldürülür ve Med İmparatorluğu kurulur. Anılan zafer günü de Newroz olarak kutlanmaktadır. Ancak, tarihi belgelere göre Asur tarihinde Dehhak adında bir hükümdar yoktur.

Ejderha-Dehhak, Hint mitolojisinde ve din kitapları Rigweda’da ‘Ahidahhaqe’ olarak geçmektedir. Konunun araştırmacıları ve uzmanlarına göre, Ejderha-Dehhak Azi-Dehhaka, Ajidahaqa, kötülük gücü (tanrısı) Ahriman’ın oğludur. Onun işi kötülük yaymak ve kutsal ateşi söndürmektir.

-Firdevsi, Şahname’sinde Dehhak’ı mitolojik karekterimden soyutlayarak bir hükümdar olarak değerlendirmiştir. Firdevsi’ye göre Dehhak’ın babasının adı Merdas’tır. O zengin ve hayırsever biridir. Arap asıllıdır. Merdas’ın oğlu Dehhak, Pehlevi Dili’nde ‘Biyaresb’ olarak tanınır. O kötü bir savaşçıdır. Zamanın birinde şeytanın kışkırtmasıyla tahtına geçmek için babasını öldürür. İran hükümdarı Cemşid tanrıdan uzaklaşıp, hükümdarlığını dağıtınca Dehhak İran’da gelip onun da tahtına oturur ve dünya hükümdarı olur. Bin yıl hüküm sürer. Yine şeytan bir gün aşçı kılığında sarayına girer ve ona yemek pişirir. Dehhak, bu becerikli aşçıya hediye vermek ister. İblis, hediye olarak Dehhak’ın omuzlarını öpmek ister. Bu olayın ardından Dehhak’ın iki omuzunda yılanlar belirir. Sonra İblis bu kez doktor kılığında Dehhak’ın yanına gelir ve çaresiz derdine bir ilaç söyler. Bu ilaç gençlerin beynidir. Dehhak’ın askerleri her gün iki genci öldürerek, beyinlerini Dehhak’ın omuzlarındaki yılanlara yedirirler. Ancak Ermail ve Kermail adında dindar iki kişi aşçı kılığında Dehhak’ın sarayına girer ve her gün iki gencin beyni yerine, bir genç ve bir kuzunun beynini Dehhak’ın yılanlarına verirler. Kurtulan gençler her gün biraz daha çoğalırlar. Kürdlerin aslı, özgür bırakılan bu gençlere dayanmaktadır. Bu hikaye, Şerefname’de de yaklaşık olarak bu şekilde yer almıştır.

CEMŞİD:
-Cem veya Cemşit ismi ve kişiliğinin; şarap, kadeh, ayna, üzüm, Newroz, ateş, güneş, krallık, bilim, sanat, tıp, askerlik, Zerdeştilik ve Koç burcu gibi kavramlar ile ilgisi vardır.
-Avesta’ya göre, Yima (Yima Xşhaeta) yani Cemşid dünyayı üç kez yaratmıştır. Ve insanlığın babasıdır, insanlık Yima’dan doğmuştur. Mitolojik bir figürdür. Adının anlamı ‘parlayan ikizler’ dir. Fakat ikizi Spityura, Dehhak’ın yardımıyla onu öldürür.

-Farklı tarihi ve mitolojik kaynaklarda Yima ya da Cemşid üzerine değişik ifadeler vardır. Şahname’de ve Hint, İran, Afgan ve Kürd kaynaklarında Cemşid 4. Peşdadi şahıdır.

-Cemşid adı Rigweda ve Atharaveda gibi Sansikrit kaynaklarında ‘Yem ve Yeme ikizleri’ olarak geçmektedir. Mitolojiye göre o ilk insan ve hükümdardır. Ancak o kötülük meleğiyle evli olduğundan ölümsüzlüğü ve hükümdarlığı kaybetmiştir.

-Bundeheşt ve Sasanilerden önceki kitaplarda da Newroz, Cemşid’in adı ile geçmektedir.

-Ari mitolojisine göre Cem Güneş’in Koç Burcu’na girdiği gün tahta çıkmış, tahta çıktığı gün de bayram olarak ilan edilmiştir. Cem mitolojide ‘Güneş’in oğlu’ olarak tasavvur edilir ki Ari milletler uzun süre Mihrperst yani güneşin kutsal sayıldığı dinlere inanmışlardır. Halen Kürdler arasında yaşayan Yezidi dininde de bu inancın izleri görülmektedir.

-İslam Ansiklopedisi’ne göre Cemşit veya Cem’in diğer adı olan “şid” Pehlevi dilinde aydınlık, nur, ışık ve ay anlamına gelir. Bazı mitolojik anlatımlarda veya tarihi kaynaklarda Cemşit, Hz. Adem ile aynı kişi veya yedinci oğlu Keyumers’ten torunu olarak da gösterilmektedir.

-Firdevs’inin Şahname’sinde Cem’in tahta çıkışı, hayatı ve yaptıklarına dair detaylı anlatımlar vardır. Firdevsi’nin Newroz versiyonunda da Padişah Cemşid önemli bir yer tutmaktadır. O, Newroz’un oluşumunun nedendir.

-Şahname ve diğer kaynaklara göre Cemşid, güneşin Koç burcuna girdiği 21 Mart günü Medya’da doğu tarafından yüksekçe bir yere tahtına oturmuş, güneşin ışıklarını vurmaya başlaması ile tacının, tahtının ve mücevherlerinin ışıltısı ile onu seyre gelen insanların gözleri kamaşmıştır. Tahtının üzerinde bir güneş gibi otururdu. Tahta çıktığı gün halk Cemşid’in üzerine mücevherler saçtı. Halk üzerinde parlayan mücevherler ve Cem’in güzel yüzünden dolayı ona “Şid “adını vermiştir. 21 Mart’a tekabül eden bu güne ‘yeni gün’ anlamında Newroz adı verilmiştir.

-Şahname’de Cem’in 700 yıl yaşadığı, Peşdadiler hanedanının ilk hükümdarı olduğu vurgulanır. Cem bir süre sonra yaptıklarından ve hizmetlerinden gurura kapılıp kötü yola düşer. Tanrı olduğunu iddia eden Cem, halkın tapınması için pek çok heykelini diktirir. Bunun sonucunda Cemşid, Arap çöllerinin iyi yürekli ve cesur yiğiti Merdas’ın güzel yüzlü ama kötü yürekli oğlu Dahhak tarafından tahtan indirilir. Dahhak mağrur Çemşit’i iki parçaya ayırır. Cem’in ölümünden sonra da herkes Dahhak’a boyun eğer. Dahhak’ın Demirci Kawa tarafından öldürülmesi ile yerine adaleti ile meşhur olan torunu Feridun tahta geçer böylece Cem’in ve Peşdadilerin soyu yeniden dirilir.

-Cem’in şarabın bulunuşu ile ilgisi de efsanede şöyle anlatılmaktadır: “Cem havada ayaklarına yılan sarılmış bir kuş görür. Avcılarından kuşa zarar vermeden yılanı vurmaları ister. Avcılar kuşa zarar vermeden yılanı öldürürler. Kurtulan kuş Cem’e bir tohum getirir. Bu tohumdan yetişen asmaların üzümlerden Cem şarap yapar. Tahta çıktığı gün halka şarap dağıtmıştır. Şarabı içmek için de ‘cam’ adını verdiği köşeli bir kadeh yapar. Tasavuf edebiyatındaki Cam-ı Cem kavramı ordan gelmektedir.

FERİDUN:
-Feridun, Avesta’da ‘Threataona’ olarak geçmektedir. O da Medyalı ve Aspiyan aşiretindendir. Aynı zamanda Kawa, yani kral ya da aşiret reisidir. Avesta’ya göre, Threataona, Ejderha-Dehhak hükümdarlığının son dönemlerinde yoktur ve Daene Dağı’nda yani Demawend’e hapsedilmiştir.

-Şahname’ye göre ise, Cemişid Peşdadî hanedanının altıncı hükümdarı Feridun, beş yüz yıl saltanat sürmüştür. Babası, Dahhak tarafından öldürülmüştür. Feridun büyüyünce, babasının intikamı için harekete geçmiş, ancak o esnada Kawa de Dahhak’a karşı ayaklanmış ve Feridun’un hükümdar olarak tahta çıkmasına destek olmuştur. Feridun, Dahhak’a saldırmış, Dicle’den geçip Dahhak’ın eşleri olan Şehrnaz ve Ernevaz adlı Cemşid’in iki kız kardeşini elinden kurtararak ikisiyle de evlenmiştir. Dahhak’ı Demavend dağında bir mağaraya hapsetmiştir. Bazı kaynaklara göre ise Feridun, Kawa’nın kendisidir.
-Fars milliyeçisi Firdewsi, Ari mitolojisini Farsize ederken, Fars soyunu Feridun’a, Kürdleri ise Kawa’ya bağlamak, ancak bunu yaparken Feridun’un soylu oluşuna ve Kawa’nın aslında ikinci planda yer alan bir isyan lideri olduğunu ve Dehak’ı öldürdükten sonra bile iktidarı Feridun’a devrettiği şeklinde bir kurgu yapmaktadır.

ATEŞ:
Newroz figürleri içerisinde en önemlisi ‘ateş’tir. Ateş, Newroz‘un temel sembolüdür. Eski dinlerde, iyilik ve kötülük güçleri arasında, aydınlık ve karanlık arasında yani Ahura Mazda ve Ahriman arasında bir savaş vardır. Ahriman’ın işi Ejderha Dehhak ve kötülük güçleriyle birlikte ateşi söndürmektir. Ateş aydınlık yaymakta ve çevresine iyilik saçmaktadır. O, Ahura Mazda’nın oğludur.

-Bahdin dininde ateş; kıble, yaşam kaynağı, zafer müjdesi ve iyiliğin koruyucusudur. Bütün kutsal varlıkların kaynağı olan Frawşi’dir ve o da ölümden uzaktır. Bu nedenle, ateş bir anlamda da Tanrı Ahura Mazda’nın tasfiridir. Zerdeştiler‘in ibadetinin temeli de ateştir. Söndürülmesi yasaktır. Her evin ocağında sürekli ateş yanmalıdır. İçinde ateş yanmayan evin soyu tükenir. ‘Ocaxkor’ laneti burdan kaynaklanmaktadır.

-Zerdeştlerin esas tapınakları yani ateşgehleri Athar Vareşnaspa’dır. Zerdeştiler döneminde dindarlar hac için buraya gelir ve yine burada kurban adarlardı. Zerdeştilerin ateş tapınakları 1000’li yıllara kadar ayakta kalmıştır. İran’ın Esfehan bölgesinde halen ateş tapınakları bulunmaktadır.

-Ateşin önemi nedeniyle bu figür Newroz efsanesinde belirgin bir yer tutmaktadır ve Kawa ateşle Dehhak’ın zulmünden kalan iz ve anıları yıkamıştır. Hala Newroz kutlamalarında her yerde ateş yakılmakta ve Kürdler ateşin üzerinden atladıklarında dilek tutmaktadırlar. Avesta’da beş tür ateşten bahsedilir. Newroz için en önemli olanı zafer ateşidir.

NIVÎSÊN BALKÊŞ

Bir Cevap Yazın