"Enter"a basıp içeriğe geçin

Ehmedê Xanî’de Simgeler

Tasarımın canlı, cansız, vasıf ve kavram özeliklerinin ifadesi daima açık veya kapalı simgelerle donatılmıştır. Seçilen simgelerin uygunluğu ve emniyet örtüsü kusursuzca seçilmiş ve işlenmiştir. Yani bilim ve sanat işlemeli haz bahçelidir.

loading...

 

Üçyüzelli yıl önce böylesine hatasız, olumlu ve geçerli tasarrufunun ilk örneği dişi, eril simgelerdir.

 

Xanî daima dişi unsuru ”veren” görüyor çoğaltan, zenginleştirilen, renklendirendir, der. Benzetmelerde şekli değişmeyen gök cisimlerinin eril, şekli çeşitli şekillere girenleri de dişi simgeler. Örneğin Urartuları inan en büyük tanrısı Haldi yani güneş ve Mezopotamya’daki İnançlarda büyük ilah Marduk(Güneş tanrısı) hep eril vasıflıdır.

 

Xanî de tıpkı coğrafyanın geçmişi gibi tanrı-kral güneşe padişah, şah diyor. Yani erildir. Kral ve padişahlar hükmeder. Yaptırın gücü vardır. Güneş ve güneş ailesinin dördüncü katında kurulmuş bir padişahtır. Oradan dünyamıza ışık saçıyor. Işık tayfaları rengarenk gökkuşağıyla nazılı, allı, güllü geline gülümsüyor. Newroz gününde aydınlığın,karanlığın eşitliğinden sonra dünyamızın renklenmeye,yuvaların kurulmasına olanak vermektedir.Xanî onu taze geline benzetti.Diyebiliriz ki,anne gibi bize sunduğu sütünden beslenerek onun kucağında büyüdük.Ölünce de cansız bedenimiz açıkta bırakmadı.Xanî toplum,devlet yapısının kültür,bilim, adalet bölümlerin de ana plaketini yapıştırdı.İleriki bölümlerde bu simgeye sahip aktrisleri açıklayacağım. Aynı zamanda devlet ve savunma gibi kurumları da eril göstermiştir. Onun kullandığı eril erk, padişahtır halk ifadesiyle sanki uyuşmayan çelişki gibi görülebilir. Lakin o gün veya bugün bir halk ifade ederken daima o halkın simgeleşmiş ismi telaffuz edilir. Kürt halkının simgesi Mem (memo) olarak ifadelidir. Bu ifadenin yahut halk kelimesinin içerikliği, kadını de erkeği de kapsar.

 

Genel kavramda renk ve mücevher deyince dişi unsur da akla gelir. Bir kavramı veya vasıfları renklerle veya mücevherle ifade ederiz. Bazen nedenlerle kullanılmıştır. Altın, gümüş, bakır gibi.

 

Renk ve mücevher kültürü o bölgenin genel kültürü ile doğrudan irtibatlıdır.Rengi,mücevheri simge yapan,bunların kriterini,değerlerini çok iyi bilendir.Hayat güzergahında bunlarla haşır neşir olanlardır. Örneklersek Topkapı Müzesi’nde koca bir zümrüt taşını gördüm. Altında bu taş Doğubayazıt dağlarından bulunmuştur, diyordu. Acaba o mücevheri bulan çoban bunun kıymetini bilseydi o taşı değerlendirmek için bir kuyumcuya koşmaz mıydı? Bilge Xanî de

Doğubayazıt’lıdır.Ama üçyüzelli yıl evvel benden daha iyi mücevherleri bilip değerlendirmiştir.O “saraf ancak mücevherlerin kıymetini” bilir.

Seraf-i, eger bibîte buqrat

Texmîn biketin bi wezn û qîrat

(Hipokrat sarraf olsa eğer

loading...

Tartı ve kıratla tahmin etse eğer)

Bu telmihte ey memler!Bilgili olun! Bilmeden bir talebiniz olmaz. Adaleti, hürlüğü özümsemeden ona talip olmamasınız, kıymetini de bilemesiniz.Tıpkı Dıoğubayazıt’lının o zümrüdü başkasına kaptırdığı gibi..

 

Mücevher(cevher)maddedir. Rengi ise tasvir(araz diye ifade edilmiştir. Yani bir elle tutulabilen madde, diğeri o maddenin vasıflarından biri(tasvir)dir.

Xanî cevheri simge olarak oyunculara takarken onlara bir nevi sen bu cevhersin, bu cevherin simgesinin içeriğisin, diyor. Her cevherin fiziki özelikleri, sertlikleri, renkleri, toplum kültürünün mezat ortamında değeri vardır.

 

Tasarımda aktif oyuncuların bazılarına takılan takıların kıymet, özellik, renk ve kültürel ifadelerinden yoksun olunca insan, bu olguyu anlayamaz. Sadece gözleriyle renklere bakar. Güzel ve çirkin değerlendirilmesini yapar.

 

Xanî acaba neden, niçin böyle tasarrufta bulundu sorusuna da akıl etmedikçe öğrenemezdi. Onun için üçyüzelli yılı aşkın sürede Xanî’yi tanımadılar, tanıtmadılar. Veya bu zaman ve mekânda isimlerin baş tarafında bilimli yazılı şatafatlı kimseler bilerek böyle davranıyorlar. Böylesi telmihli, saklı fikir hazineli davranana Xanî aynı zamanda emniyet, korunma zırhına da bürünmüş demektir.

 

O tıpkı sosyal olaylar mühendisidir. Bir yapı kurarken onun ekonomik ögesi benzeri fayda, yarayışlı olmalı. Güzel estetik olmalı yani sanatsal değerli ve emniyet faktörlü olup çökmemeli. düşünüldüğünde Xanî’nin  beylik veya padişahlıkça susturulması tüm yapı renklerinin çökmesidir.

 

Gerek mücevher gerekse renk kültürü o toplumun olduğu gibi coğrafyanın hakkim inanç kültürü, iklimi, yer altı zenginlikleriyle ilgilidir.

 

Mücevherlerin müşterisi toplumların zengin sınıfları, üst yapı saray ehlidir. O zinetin rengini, fiziki özelliklerini, temin edebilme güçlüğünü bilenlerdir. Az bulunmaları, güç temin etmeleri mücevherin değerini artırır. Filozof Xanî’nin bu kültür kaynaklarının kaynağı, bilimli olması ve saray kâtibi olmasından kaynaklıdır.

Xanî tasarımının iki oyuncusuna mücevherli plaket takıyor. Bu iki başat oyuncusu Siti ve Zin’dir. İkisi de dişi unsurdur. İkiside tasarımın en önemli sosyal, siyasal yapılamanın senbolleridir. Onlara Xanî’nin simgeleri diyebiliriz. Takılan plaketler ”yüzüklerdir” yüzüklerin biri ”elmas” diğeri ”yakut”tandır.

 

Neden,niçin yüzükler bu cevherden seçilmiş?Takılar senbollere göre tercih edilmiştir.

 

Yüzüklerin fiziki özellikleri renklerin yanında bir de Siti ve Zin yazılarıyla tasnifi yapılmıştır. Düşülün düğünde böylesi zekaya akraba olduğumuz için onur duyuyorum. Ama onu üçyüzelli yılı aşkın toprak altı hazinesi yaptığımız için utanıyor ve üzgünüm.

O simgeyi,sembolü üç unsurla yani tasavvuf tekniğiyle tarif etti.

1)    Her yüzüğün fiziki, kıymet ölçüleri ve özellikleri

2)    Her yüzüğün rengi vardır.

3)    Her yüzüğün içine isimler yazılıdır.

 

Yüzükler takılınca isimler görülmez Lakin takan kimsenin zaten ismi vardır. Yine üçlü tamamlanıyor.

Evet bu yüzüklerin sosyolojik izahını, oyuncu sembollerini açıklarken izah edeceğim. Renkler genel anlamlıdır. Tasarımda renkler zengince boyanmıştır. Bunlardan “beyaz” ve “kırmızı”yı simge olarak kullanılmıştır.

 

Beyaz ışık için din kültüründe çokça yazdık.Beyaz ışık tüm ışıkları içinde muhafaza eder. Bölgede yaşayanlar bahar aylarında çokça gökkuşaklarıyla buluşmuştur. Bu tayfalara bağımlılığını, seçtikleri bayrak veya kızların, Kadınların yazmalarından, entarilerine kadar renk cümbüşünde mutlu olurlar. Bir nevi spi tuma (Hz.Musa’nın eşi).Hz.Musa’nın Sidre Ağacı beyaz ışığının himmetine sığınırlar. Beyaz ışık İşrakiye ekolünün en önemli ifadesidir. Beyaz ışık her renge eşit mesafededir. Beyaz zemine elinizdeki fırça ve her çeşit boya ile o renge boyayabilirsiniz.  Kırmızı boyarsan kırmızı, yeşil boyarsan yeşil, siyah boyarsan siyah boyalı olur. Yani her renge eşit mesafededir. Buna adalet deriz. Sık sık savaş yazdığım savaş bağımlısı bölgede yenilenin çektiği beyaz bayrak, ölünün kefen rengi beyazdır. Yani yenildim hâkim gücün veya Allah’ın adaletine sığınıyorum. İslam din kültüründe Yaradan’a “hak”deriz. Çünkü o adaletin hem kurucusu, hem öğretenidir. Eğer bir varlığa veya maddeye beyaz giydirirsek ona adaletin hem kurucusu, hemde öğretenidir. eğer bir varlığa veya maddeye beyaz giydirirsek ona adaletin, hakkın ifadesidir. Deriz. Onun için siti gelin gişttiğinde, şöyle dedi:

 

Ew sen’etê ûsıtadê mutleg

Herçî ku didî digo huwe’l-heq

“O,mutlak üstad’a özgü sanat ve hünerdi

Onu gören herkes “o haktır hak”derdi”

Yani Nur(Beyaz ışık) Allah’ın ifadesidir. O ışığa sarılmak, Allah’ın adaletine sığınmayı telmih ederiz. İstenen hakkın yerine getirtmesidir. O hakkı yerine getirecek nihai  yargının sahibi Yaradan’dır. Bunun için İslam coğrafyasında adalet(hak) ifadesi hak olan yaradan anlaşılır.

 

Xanî’de kırmızı ışık kültü de çok geniştir. Beyaz nasıl ki,(Hakk’ı)telmih ediyorsa,kırmızıda”halkı” temsil eder.Nasıl ki “adem”Allah’ın irade-i zerresine sahipse,yani o akıl zerresinin tüm vasıflarının sonsuz kaynağı Yaradan’da gizliyse “kırmızı” da nurun içinde vardır. Beyaz ışık(nur) yani adalet(hak)yoksa türevi(kırmızı)hürriyette yoktur.

 

Kırmızı coğrafyanın yaşam kültüründe aşk sembolü olur. Halk ortamlarında ev, ocak olarak ifade edilir. Yani eşler ve çocuklar o birliğin temeli de istektir, sevgidir, aşktır. Sembolü kırmızı güldür.

 

İnsan bedeninde  iki özellik vardır.Akıl ve duygu.Beyaz akıl unsuruyla ilgili,.duygunun en bağımsız şekli ”aşk”tır. Bilge’nin ifadesinde akıl sürücü, duygu ise bindiği at gibi olmalı. Tıpkı beyazın içeriğindeki kırmızı gibi.

 

Akıl, bilim, sanat, şefkat ve adalet ile hürleşmeli. Duygunun da aşka varması, hürleşmesidir. Yani ikisi de hür olmalı. Ortak vasıf “hürlük”tür.

Cevdet BAYCAN

Kaynak:Xanî ve memzalar-H.Mem

NIVÎSÊN BALKÊŞ

loading...

Bir Cevap Yazın