"Enter"a basıp içeriğe geçin

Sason İsyanı Sürgünleri Nerelere dağıldı?

Cumhuriyet’in ilk yıllarında Sason üzerinde kurulan baskı ve harekâtlarla 1925 Şeyh Sait isyanına destek veren Sasonlular sindirilir. 1935 ile yeniden patlak veren isyan, Yeni Türkiye’in toplum mühendisi kadroları tarafından yeni bir fırsatı ortaya çıkarır. Bu doğrultuda isyan bölgelerine önce askeri operasyonlar yapılır; daha sonra yasak bölge ilan edilir. Böylece I.Umumi Müfettiş Abidin Özmen’in “doğuda bir çıban” olarak gördüğü Sason’da tedip ve tenkil harekâtı başlar.
Bu harekâtlar sırasında yasaklı bölge halkından büyük bir kısmı köylerini terk etmek zorunda kalır. Operasyonlar sırasında esir alınan köylüler batıya nakledilir. Teslim olmadan isyana devam eden Sasonlular ise çarpışarak kayıplar verir ve “binxet’e” yani bugünkü Rojava’ya geçer.

Sason ve çevresinde de nüfuzu olan aşiretlerin ileri gelenleri, aynı şekilde isyana ister karışsın ister karışmasın batıya sevkleri çıkarılır ve böylece yeni bir sürgün dalgası başlar. Bu sürgünlerde kaç kişi nerelere sürülürdü? Kimler sürgüne gönderildi? Soruları cevapsız kalmaktadır. Türkiye arşivinden aldığım belgelerde detaylar olmadığı için yuvarlak rakamlarla ancak bu sürgünlerden bahsedilmektedir.
Bu çalışmada Türkiye arşivinden almış olduğum 7 belge üzerinde sürgünleri değerlendirmeye çalışacağım.

1.belge:
12.09.1933 tarihli bu belgede Atatürk’ün imzasıyla Sason ve Mutki mıntıkasında bulunan 350 ev halkının Trakya’ya naklini ve iskânını öngörmektedir. Bu iskânın ne derece başarılı olduğu ile ilgili elimizde somut bir kanıt yoktur. Çünkü bu dönemde Sasonluların başkaldırısı devam etmektedir.

2.belge:
06.10.1936 tarihli bu belge yasaklı bölge halkından olup Silvan, Kulp, Lice, Beşiri ve Garzan kazalarına yerleştirilmiş olan 350 evden tahminen 2.400 kişinin iskâna tabi tutulmasıyla ilgilidir.

3.belge:
25.06.1937 tarihli 2.belgeye (06.10.1936 tarihli belge) ek olarak çıkarılan kararnamedir. Buna göre batıya nakillerine karar verilen 750 kişiden otuzar ailenin Bursa, Balıkesir ve İzmir; yirmi beşer ailenin Manisa ve Aydın; onaltışar ailenin Isparta, Kütahya; onbeş ailenin de Denizli vilayetine yerleştirilmesine dair belgedir.

4.belge:
Yine 2.belgeye ek olarak çıkarılan ve Sason halkının farklı vilayetlere iskân edilmesine karar veren bir belgedir. Buna göre Sason ve çevresi halkından olup batıya nakilleri kabul edilen miktarın haricinde 1500 kişinin Eskişehir, Kütahya, Kırklareli, Aydın, Manisa, Bursa ve İzmir’e; bunun dışında 124 kişinin de Çankırı, Kastamonu ve Konya vilayetlerine iskânlarını bildirmiştir.

5.belge:
25.01.1938 tarihli belge sonuç itibariyle önemli bir belgedir. Bu belgeye göre 23.12.1937 tarihine kadar Sason yasak bölgesi halkından 3.166 kişinin batı vilayetlerine sevk ve iskân edildiği; 801 kişinin öldürüldüğü ve 69 kişinin de Siirt ve Bitlis vilayetlerinde tutulduğunu belirtmektedir.
Bunun yanı sıra 23.12.1937 tarihinden 25.01.1938 tarihine kadar da 79 Sasonlunun teslim olduğu ve I. Umumi Müfettişliğine bildirildiği yazılmaktadır.

6.belge:
4.belgenin Atatürk tarafından onandığını gösteren belgedir.

7.belge:
25.05.1939 tarıhli bu belgede Sason kazası halkından Şigo aşiretine mensup Tayfur avenesinden Bişar oğlu Sifo, Aliko oğlu Yusuf, Yusuf oğlu Şemsettin, Cemil oğlu Ferman ve Nadir oğlu Dello ile Tillo şeyhlerinden Nasır oğlu Tevfik, Cemil oğlu Şeyh Kamil ve Şeyh Cemil’in Bursa, Kastamonu ve Manisa vilayetlerine nakil ve iskanı ile ilgili belgedir.

Sonuç:
Sason – Kozluk – Mutki üçgeninde geniş bir alan yasaklı bölge haline getirilmiş ve uzun bir süre bu alanda insan avcılığı yapılmıştır. Yasaklı bölgede bulunan halk isyancı olarak değerlendirilmiş, köyler boşaltılmış ve yakalananlar batı illerine sürgüne gönderilmiştir.
Adnan Menderes hükümeti döneminde 01.07.1950 bakanlar kurulunun kararıyla yasaklı bölgenin tekrar iskâna açılması ve bu alandaki arazilerin sahiplerine geri verilmesi ile ilgili bir kararname çıkarılır. Fakat Sason isyanı sürgünlerinin bir kısmı daha sonra memleketlerine geri dönüp yerleşse bile, büyük bir kısmı halen batı vilayetlerinde yaşamını devam ettirmek zorunda kalmıştır.

Behcet Çiftçi

Bir Cevap Yazın