Osmanlı Devleti Döneminde Kürdistan Eyaleti Nasıl Kuruldu

Orhan Örs / Osmanlı Devleti Döneminde Kürdistan Eyaleti Nasıl Kuruldu

Osmanlı Kürt İlişkilerinde Siyasa Değişikliği: Kürdistan Eyaleti’nin Kurulması (1847-1867)

Orhan Örs

Osmanlı Devleti, dolaylı yönetim anlayışından doğrudan yönetim anlayışına
geçişin bir emaresi olarak, 1847 yılında Bedirhan Bey İsyanı’nı bastırdıktan sonra
“Kürdistan Eyaleti” namıyla idari bir yapı oluşturmuştur.203

Kürtlerin yaşadığı
alanların merkezi iktidarın atadığı yöneticiler tarafından idare edilen bir eyalet haline
getirilmesi, Osmanlı’nın ülke sathında yaymaya çalıştığı merkezileşme ve doğrudan
yönetim anlayışının bir tezahürü olmuştur. “Kürdistan Eyaleti” imparatorluk
yönetimi tarafından 1850’lerin başlarına kadar Anadolu genelinde inşa edilen 18
eyalette biri olarak kurulmuştur.204

Başka bir deyişle Osmanlı toprakları dahilinde,
XIX. yüzyılda “Kürdistan” adıyla inşa edilen idari birim Osmanlı yönetim sistemi
içinde var olan idari birimlere eklemlenmiştir. (205)

Aslında Minorsky’nin de İslam Ansiklopedisi’nin “Kürdistan” maddesinde
dile getirdiği gibi “Kürdistan” terimi ilk olarak Selçuklular tarafından ve modern
zamanlarda Kürtlerin yaşadıkları toprakların yalnızca bir bölümünde kurdukları bir
eyalet için kullanılmıştır. Bu terim “Kürtçe konuşan insanların yaşadıkları yerleri
betimlemek” amacıyla kullanılan ” görece modern” bir kavramdır.206

Araştırmacıların
da belirttiği gibi Selçuklular bu dönemde “Kürdistan” kavramını coğrafik anlamıyla
kullanmıştır.207

Başka bir deyişle, bu kavram Kürt terimine izafeten ve Kürtlerin yaşadığı ülke veya coğrafya manasında kullanılmıştır.208 Farsça yazan Hamdullah Mustavfi Kazvini’nin (1281-1350) Nüzhet’ul Kulüp (Kalplerin Neşesi) adlı
çalışmasında209 aktarılan bilgilere göre idari bir birim olarak yapılandırılan bu eyalet,
Kürtlerin yaşadığı bütün kentleri kapsamamış, “etnik” sınırlarla ilişkilendirilmemiş,
sadece idari bir düzenleme olarak tasarlanmıştır. Zaten, genel itibariyle “Kürt” ve
“Kürdistan” terimleri bölgenin Kürt halkı tarafından da XX. yüzyıla kadar siyasi bir
anlam yüklenerek kullanılmamıştır.210

Esasında Kürtlerin yaşadığı bölgeler, genel olarak doğal ve politik sınırları
net olan bir bölge oluşturmamış, tarihsel olarak iki büyük gücün arasında
bölünmüştür. Dolayısıyla “Kürdistan” terimi coğrafi ve demografik bir tanımlama
olarak kalmış, politik bir muhteva edinmesi Osmanlı döneminde de mümkün
olmamıştır.211 Osmanlı’da “Kürdistan” sözcüğünü ilk olarak kullanan kişinin İdris-i
Bitlisi olduğunun iddia edilmektedir.212

Bu kavramın muhtevasını Şemseddin Sami
“Kamus’ul Alam” isimli çalışmasında şu şekilde ortaya koymuştur:

“Asya-yı Garbi’de kısm-ı azamı memalik -i Osmaniye’de ve bir kısmı İran’a tabi büyük bir
memleket olub ekseriyet üzere ahalisi bulunan kavminin ismiyle tesmiye olunmuştur. Bu isim
taksimat-ı mülkiye ve diniyeye hâsıl olmayıp vaktiyle bizd e Kürdistan Valiliği ve şimdi
İran’da Kürdistan Eyaleti bu isimle müsemma memleketin bölümünü ihata etmediği gibi
Kürtler dahi dağınık vb. akvamla karışık bulunduklarından Kürdistan’ın hududunu
tamamıyla tayin etmek müşkildir. Kürdistan’ın medar-ı tefriki ahalisinin cinsiyeti olduğu
halde Kürtler yalnız bu memlekette münhasır olmayub Cezire’nin kısm-ı şimalinde Şam ve
Halep cihetlerinde, Anadolu’nun her tarafında hatta Horasan ve Afganistan’da, Belucistan’da
birçok Kürt aşireti bulunuyor”.213

Osmanlı’nın doğrudan yönetim anlayışının önemli bir niteliği olan
merkeziyetçi siyasaya uygun olarak inşa ettiği “Kürdistan” eyaleti, Bedirhan Bey
İsyanı’ndan sonra Müşir Osman Paşa’nın, Kürtlerin yaşadığı coğrafyada emniyet ve
asayişin sağlanması ve bozulmuş olan düzenin yeniden tesis edilmesi için bölgeye
dirayet sahibi bir kişinin atanmasını, Diyarbekir eyaletiyle birlikte Van, Muş, Hakkari sancakları ve Cizre, Botan ve Mardin kazalarından214 büyük bir eyalet
kurulmasının bir gereklilik olduğunu dile getirmesi ve yeni bir eyaletin
oluşturulmasını teklif etmesiyle gündeme gelmiştir.215

Osman Paşa’nın bu düşüncesini uygun bulan Babıali, (216) 29 Kasım 1847 günü
bu teklifi sultana sunmuştur.217 Teklifin sultan tarafından kabul edilmesiyle yeni
eyalet kurulmuştur; ‘Kürdistan havalisinde daimi nizamın tesisi, ahalinin saadet ve
asayişinin temini lazımeden olduğuna göre bildirildiği gibi o havalinin bir eyalet
ittihazıyla Kürdistan Eyaleti diye isimlendirilmesine lüzum görülmüştür.’218

Kardam’ın da aktardığı gibi Kürdistan eyaletinin kuruluşu, resmi olarak 14 Aralık
1848 tarihli Takvim-i Vekayi gazetesinde ilan edilmiştir.219 Yeni kurulan eyalet,
yeniden fethedilmiş bir bölge olarak görülmüş, eyalette görevlendirilecek
memurların bilgili oldukları kadar güvenilir olmalarına özellikle dikkat edilmiştir.220
Bu idari birim, Kürt bölgelerinde merkezi iktidarın doğrudan otoritesini
kurmak isteyen yönetici elitler tarafından coğrafi olarak çok büyük bir eyalet olarak
inşa edilmiştir.221 Böylece bölgedeki beylik ve emirlik düzenine bir daha geri
dönülmemek üzere son verilmiş, Kürdistan eyaleti olarak adlandırılan ve çoğunluğu
Kürtlerle meskun topraklar Osmanlı’nın doğrudan yönettiği normal bir vilayet haline
getirilmiştir.222

Osmanlı, emirlik yapısını ortadan kaldırdıktan sonra bölgede bir daha Kürt emirliklerinin ortaya çıkmasına izin vermemiş, dolayısıyla yeni oluşturulan
Kürdistan eyaleti de bir Kürt emirliği olarak inşa edilmemiştir. 223
Kürdistan eyaletinin kuruluş amacı, Öğün’ün aktarmasıyla, dönemin
gazetelerinden Takvim-i Vekayi’nin 13 Aralık 1847 tarihli sayısında da şu şekilde ele
alınmıştır:
“Hıtta-i Kürdistan’ın hüsn-i zabıta ve rabıta-i umur ve mülkiyye ve istihsal-i menazım-ı
da’imesiyle te’sisiyle asayiş-i ahali kaziyye-i matlubesine bak ılması yani oraların bir idare-i
mahsusa ve müstak ile tahtına konularak dirayetli bir zata ihalesiyle Diyarbakır eyaleti ve
Van ve Muş ve Hakkari sancakları ile Cizre ve Bohtan ve Mardin kazaları birleştirilüb
cümlesinin bir eyalet add ve i’tibar olunması ve işbu eyalete Kürdistan eyaleti tesmiye
kılınması iktiza-yı hale muvafık ve cesban olarak …”224

Kürdistan Eyaleti, 1847 ve 1867 yılları arasındaki Osmanlı devlet
salnamelerinde yer almış, eyaletin merkezi iktidar tarafından kurulduğu ve merkez
tarafından doğrudan yönetildiğini ortaya konulmuştur.225 Bu noktadan hareketle,
Osmanlı tarafından idari bir birim olarak kurulan ve valisi merkezi iktidar tarafından
atanan Kürdistan eyaletine bu yıllarda son verdiği anlaşılmaktadır. Fakat dönemin
Osmanlı yazar ve düşünürleri “Kürdistan” tabirini; Kürtlerin yaşadığı yer ve yurt
anlamında kullanmaya devam etmişler.226

Osmanlı’nın modernleşme çerçevesinde geliştirdiği merkeziyetçi devlet
anlayışı uygun olarak Kürtlerle meskun mahalde doğrudan yönetime geçmek için
inşa ettiği bu eyalet, toplumsal bir talep neticesinde veya Kürt aşiret reislerinin isteği
doğrultusunda ortaya çıkan bir yapılanma değildir, tam aksine Osmanlı merkezi
iktidarının zamanın ihtiyaçlarına uygun olarak merkeziyetçi siyasa çerçevesinde
kurduğu idari bir birim olmuştur. Bu yapının inşa edilmesinin, başka değişkenleri de
olmakla birlikte, en belirgin sebebi Osmanlı’nın doğrudan yönetime geçerek,
periferisindeki aracıları devreden çıkararak, kaynak akışını doğrudan merkezi
hazineye akıtmak ve merkeziyetçi bir devlet olarak örgütlenmeye gitmektir. Ancak
merkezi iktidar elitlerinin amacı hasıl olmamış, devlet bölgede istediği yönetim
anlayışını tam olarak tesis edememiştir. Devlet aracıları değiştirmiş ama daha zayıf aracılarla bölgeyi yönetmeye devam etmek durumunda kalmıştır. Fakat bu dönemde
merkezi iktidara karşı girişilen olaylarda belli bir azalma da görülmektedir.

KAYNAK NUMARALARI VE AÇIKLAMALAR:

203 Osmanlı’nın 1847-1867 yılları arasındaki devlet salnamelerinde Kürdistan eyaleti yer almaktadır
(BOA, Salname-i Devlet-i Aliyye-i Osmaniye, 1847-1866). 1868 yılındaki salnamede Kürdistan
eyaletinin adı yer almamaktadır. Hakan Özoğlu, Chicago Üniversitesi’nde bulunan mikrofilmde yer
alan salnamede Kürdistan adının yer almadığını, dolayısıyla herhangi bir karalamanın da
yapılmadığını aktarmaktadır. Ancak BOA yer alan 1867 yılındaki salnamede Kürdistan adı yer
almaya devam etmiştir. (Özoğlu, a.g.e., s.75.) (konuyla ilgili ayrıca bkz. Çadırcı, a.g.e., s.194). Şimşir
de Kürdistan eyaleti adının yalnızca Osmanlı’da 1847-1867 yılları arasında kullanıldığını yazmaktadır
(Şimşir, Kürtçülük (1787-1923), s.50).
204 Heper, a.g.e., s.75.
205 Özoğlu, a.g.e., s.75. (Kürdistan kavramı ve Kürdistan Eyaleti ile ilgili ayrıntılı bilgi için ayrıca bkz.
Serhat Bozkurt, Alişan Akpınar (Haz.), Osmanlı Kürdistanı: Kurdıstana Osmani, bgst Yayınları,
İstanbul, 2011).
206 Jwaideh, a.g.e., s.27. İbn Haldun da XIV. yüzyılda, İran sınırları dahilinde bulunan Huzistan
bölgesinin doğusundaki Ekrad (Kürd) dağlarının İsfehan bölgesine kadar uzandığını ve buraların
Kürtlerin mesken olduğunu ve bu halkın, bu topraklarda yaşadıkları yazmıştır (İbn Haldun,
Mukaddime, (Çev: Süleyman Uludağ), Dergah Yay ınları, İstanbul, 2016, s.240).
207 McDOWALL, a.g.e., s.28. “Kürdistan” adı bir idari birim olarak ilk kez Selçuklu sultanı Sancar’ın
iktidarı zamanında kayıtlara geçmiştir. Çok uzun bir süre Selçuklu tahtında kalan (1118-1157) Sancar
döneminde, ilk defa olarak, Strohmeier ve Heckman ifadesiyle, “Kürdistan”, yani “Kürtlerin ülkesi”
bir idari birim olarak yapılandırılmıştır (Strohmeier, Yalçın -Heckman, a.g.e., s.30).

208 Kemal Kirişçi ve Gareth M. Winrow, Kürt Sorunu Kökeni ve Gelişimi, (Çev. Ahmet Fethi),
Tarih Vakfı, İstanbul, 2009, s.78.
209 Strohmeier, Yalçın-Heckman, a.g.e., s.3.
210 Özoğlu, a.g.e., s.58.
211 Karademir, a.g.e., s.474.
212 Alakom, Eski İstanbul Kürtleri, s.27. Osmanlı Devleti, XVI. yüzyılda doğuya doğru yayılıp, Kürt
coğrafyasını da içine alacak şekilde genişlediğinde, “Kürt” ve “Kürdistan” kelimeleri iyice
belirginleşmiş, herkes tarafından rahatlıkla kullanılmıştır. Osmanlı resmi kaynaklarında da bu
kelimelerin rahat bir biçimde kullanıldığı görülmektedir (Özoğlu, a.g.e., s.69).
213 Şemseddin Sami, Kamus’ul Alam, Cilt.5, Kaşgar Neşriyat, Ankara, 1996, s.3840.

214 1848 yılına ait salnamede içinde Van, Muş ve Mardin’in de bulunduğu Kürdistan’ın elviyesi (alt
vilayetleri) olduğundan söz edilmektedir. Bu vilayetlere 1849 yılında Hakkari ve Dersim eyaletin
sınırları genişletilmiştir (Özoğlu, a.g.e., s.119).
215 Özoğlu, a.g.e., s.116. (ayrıca bkz. Öğün, a.g.e., s.62).
216 Yüce kapı anlamına gelen Babıali, Sultan II. Mahmud’un 1829’da ölmesinden itibaren kırk yıla
yakın bir süre Osmanlı idaresinin fiili merkezi olmuştur (Abdulhamit Kırmızı, Abdülhamid’in
Valileri: Osmanlı Vilayet İdaresi 1895-1908, Klasik yayınları, İstanbul, 2008, s.2). XIX. yüzyılın
başında, daha dar anlamıyla Babıali, imparatorluk sarayının bitişiğinde bulunan, sadrazamın kapı
halkının, makamının ve doğrudan ona bağlı olan yetkililerinin makamlarının ve sadrazamın divanının
toplandığı salonun bulunduğu ayrı bir binalar topluluğundan oluşmaktadır (Findley, a.g.e., s.3).
217 Öğün, a.g.e., s.61-62.
218 Özoğlu, a.g.e., s.117.
219 Kardam, a.g.e., s.81.
220 Çadırcı, a.g.e., s.195.
221 Özoğlu, a.g.e., s.124-125.
222 Kardam, a.g.e., s.80. Bu eyaletin kurulmasıyla birlikte Osmanlı, o zamana kadar yalnızca coğrafik
bir terim olarak kullanılan “Kürdistan” terimini ilk defa coğrafi bir tabir olmanın ötesinde, XIX.
yüzyıldaki milli birleşme öncesi İtalya’daki uygulamalara benzer bir biçimde, sınırları belli olan bir
idari birim için kullanmıştır. Kürdistan eyaleti, aynı zamanda her ne kadar, ne tür bir özerklik verildiği
belirtilmemiş olsa da, sahip olduğu özel bir konumu ve özerklik açısından istisna bir yapı olarak
biçimlendirilmiştir (Özoğlu, a.g.e., s.117). Fakat bu noktada ortaya çıkan durum, Jongerden’in dile
getirdiği gibi, milleti esas alan devletin üretilmesi bağlamında bir mekanın üretme projesi veya politik
otoriteyi bir mekana bağlı kültürel kimliğe bağlama projesi değildir. Dah a doğru bir ifadeyle, bu

planlamada bir ülke/devlet toprağı (territorium) olarak ulus -devleti kurmak isteyen bir amaç yoktur.
Her ne kadar, politik-kültürel kimliğin bir biçimde bir mekana bağlanması veya bu kimliğin kendine
ait bir ülke toprağı yaratması, milliyetçiliğin en önemli niteliklerinden birisi olsa da (Jongerden,
Türkiye’de İskan Sorunu ve Kürtler, s.49).
223 Özoğlu, a.g.e., s.126.
224 Öğün, a.g.e., s.61-62.
225 Özoğlu, a.g.e., s.118.
226 Özoğlu, a.g.e., s.75.

Bu yazı Orhan Örs’ün II. ABDÜLHAMİD’İN KÜRT POLİTİKASI 1876-1909 adlı doktora tezinden alınmıştır.

Lê Binêre

BEDİRHAN BEY İSYANI

HER YÖNÜYLE BEDİRHAN BEY İSYANI

Cabir DOĞAN/ BEDİRHAN BEY İSYANI Tanzimat’ın Diyarbakır ve Çevresinde Uygulanmasına Karşı Bir Tepki Hareketi ÖZET …