ANTİK ÇAĞDAN GÜNÜMÜZE ULAŞAN BİR

ANTİK ÇAĞDAN GÜNÜMÜZE ULAŞAN BİR GELENEK: DEQ

”Babil döneminde köle ve tapınak hizmetkarları, Uruk’taki Enna Tapınağı’nın mülkiyet hakkını gösteren ve Tanrıça İştar’ı simgeleyen bir yıldızla işaretlenmiştir. Babil’de deq’in kölelerin mülkiyet hakkını belirlemek için kullanıldığına ilişkin çok sayıda yazılı belge bulunmaktadır.”

 

YILMAZ KAYA / Antik Çağ’dan günümüze ulaşan bir gelenek: Deq

Antik çağlarda, yazıdan önce bile var olduğu bilinen deq (dövme) geleneği, aradan bin yıllar geçmesine rağmen kadın ve erkeklerden halen rağbet görüyor. Amed’de özellikle Karacadağ bölgesinde genç kadınların olmazsa olmaz süslerinden biridir Deq.

6. yüzyılın başında Amed’de yaşayan Bizanslı ünlü tıpçı Amidenus Aetius, deq yapımında kullanılacak malzemenin hazırlanmasını ve deriye uygulanmasını, ünlü tıp kitabı “Medicae Artis Principes“ adlı eserinde yazdı.

İnancı, aşkı, bereketi ya da aidiyeti simgeleyen deq, bedene uyumlu olan boyanın çıkmayacak şekilde derinin alt yüzeyine desenler halinde nakşedilmesidir. Eskiden deq yapma işlemi bir tören ritüeli ile yapılırken şimdi artık deq, ressam ya da desinatörler tarafından makine ile yapılmaktadır.

Kürtler geçmişte deq’i anne sütü ile duman isini karıştırarak yapardı. Şimdilerde ise özellikle genç kadın ve erkekler, modern tekniklerle yaptıkları deq’ler ile farklı mesajlar taşıyorlar.

Deq, deri tarafından tümüyle yok edilemeyen bir boya maddesinin belirli bir teknikle alt deri yüzeyine kadar işlenmesi yoluyla yapıldığı için işlenen desenler kalıcı oluyor. Dünyanın farklı yerlerinde, farklı zamanlardan kalma deq’ler, farklı medeniyetlerden insanların dini inançlarına, aidiyetlerine, toplumdaki yerlerine, toplumsal ve siyasal makamlara, saygınlık ve çekicilik kriterlerine, aşklarına dair önemli ipuçları içeriyor. İnsan ve toplulukların da deq ile zaten bunları anlatmayı ve kuşaktan kuşağa aktarmayı amaçladıkları görünüyor.

7 bin yıl öncesine dayanıyor

Deq’in ilk izlerine M.Ö. 5 binli yıllarda Afrika’da ve Güney Amerika’da rastlanıyor. Bu tarihten sonra Avusturya, İtalya, Mezopotamya, Yunanistan, Japonya, Çin, Yeni Zelanda ve Avustralya yerlilerinde de vücudun çeşitli yerlerine farklı amaçlarla işlenmiş deq’ler görülmüştür.

Deq, yazı öncesi dönemden itibaren insanın kendisini sembolik olarak ifade etmesinin belki de en eski yöntemlerinden biri olmuştur.

Yazılı döneme ilişkin kanıtlar, Milattan Önce 1400 yılından kalma Tevrat başta olmak üzere Antik Yunan ve Roma dönemi düşünür ve tarihçilerinin günümüze ulaşmayı başarabilmiş el yazmalarından meydana gelir.

Amedli tıpçı Amidenus 6. yüzyılda kitabını yazdı

Deq’in tarihçesi hakkında 19 ve 20. yüzyıllarda bilim insanları, dünyanın pek çok bölgesinde araştırma yapıp makaleler yazdılar ancak deq konusunda Doğu Roma (Bizans) döneminde kuşkusuz en önemli isim, 6. yüzyılın başlarında Amed’de yaşayan ünlü tıpçı Amidenus Aetius’tur. Deq tekniğine ilişkin kaleme alınmış en eski kitabın yazarı olarak bilinen Amidenus Aetius, deq yapımında kullanılacak malzemenin hazırlanmasını, deriye uygulanmasını ve hatta yapılmış deq’in deri üzerinden temizlenmesini “Medicae Artis Principes“ adlı ünlü tıp eserinde ayrıntılı bir biçimde açıklamıştır.

O dönem deq nasıl yapılırdı?

Aetius, eserinde o dönemde kullanılan deq malzemesinin hazırlanışı ve deriye uygulanışı hakkında şu açıklamayı yapmıştır: “Biraz çam ağacı (özellikle de kabuğu), bir tutam korozyonlu tunç, biraz öd, bir de zaç yağı tabii (bunun yerine kara boya da olabilir) ezilip karıştırılıp elekten geçirilir. Diğer tarafta sirkeyle korozyonlu tuncu öğütüp farklı bir karışım daha hazırlanır. Sonra bu iki karışımı bir araya getirmek için biraz pırasa suyu ve biraz da su eklenerek karıştırılır. Önce yapılacak yer pırasa suyuyla yıkanır, sonra kan gelinceye kadar iğnelerle delme suretiyle deri üzerinde bir desen çizilir ve sonra da yukarıdaki karışım zerk edilir.”

Mezopotamya kültüründe deq

Mezopotamya’da gün yüzüne çıkarılan Milattan Önce 3000 yılından kalma “demir damgalar”, Asur ve Babil’de deq’in daha çok kölelerin, hayvanların ve tapınaklara ait adakların mülkiyetini belirlemek için kullanıldığını kanıtlamaktadır. Babil döneminde köle ve tapınak hizmetkarları, Uruk’taki Enna Tapınağı’nın mülkiyet hakkını gösteren ve Tanrıça İştar’ı simgeleyen bir yıldızla işaretlenmiştir. Babil’de deq’in kölelerin mülkiyet hakkını belirlemek için kullanıldığına ilişkin çok sayıda yazılı belge bulunmaktadır.

Köleler damgalanırdı

Mezopotamya’da deq, hemen her dönemde, daha çok köleler ve suçluları cezalandırma aracı olarak kullanılmıştır. Erken Babil döneminde yalnızca suçlular, köleler ya da ana babaya karşı gelerek sonradan köle olanlar damgalanırken Orta Babil dönemi belgelerinde artık kölelerin, efendilerinden ayırt etmek için damgalandıkları anlaşılmaktadır. Yeni Babil döneminde ise köleler, kol ya da ellerinden efendilerine özgü bir işaret vurularak efendilerinin kimliğinin anlaşılması için damgalanmaya başlanmıştır.

Hammurabi Kanunları’nda deq

İnsanlığın en eski hukuk metinleri olarak kabul edilen “Hammurabi Kanunları”nın bazı maddeleri, o dönemde Babil’de, kölelerin mülkiyetlerini belirlemek için elleri ve yüzlerine deq yapıldığını göstermektedir. Örneğin Hammurabi Kanunları’nın 226. maddesine göre “damga”yla ilgili uygulamalar şöyle ifade edilir: “Eğer bir damgacı, kölenin sahibinin rızası olmaksızın, satın alınmamış bir köleyi başka işaretle damgalarsa, o damgacının parmakları kesilir.”

Dinler yasakladı

Üç büyük dinin gerek ayet gerek hadislerle yasakladığı deq, yani vücut üzerine herhangi bir şekil ya da figürün çizilmesi, dini yasaklamalara rağmen halen devam ediyor. Musevilik’te deq kesin olarak yasaklanırken Hıristiyanlık ve Müslümanlıkta ise yasak ayetlerle belirtilmemiş ancak din adamlarının ortaya koyduğu hadis ya da açıklamalarda vücuda deq yapılmasına iyi gözle bakılmamıştır.

Ortaçağ boyunca üç büyük dinin kutsal metinlerinin etkisiyle deq, bir “pagan adeti” olarak görülmüş; “Tanrı’nın yarattığı yapıyı bozma” olarak anlaşıldığı için hoş karşılanmamış; hatta tümüyle yasaklanmıştır.

İnsanlık tarihinin vazgeçilmezi

Tarihin ilk yerleşik topluluklarında yazısız kültürün sembolik iletişim aracı olmaktan çıkıp günümüzde moda ve güzellik sektörünün vazgeçilmez bileşenlerinden biri haline dönüşen deq, insanlık tarihinin hemen her kültüründe yaygın gözlenen bir olgu olmuştur.

Günümüzde özellikle Amed, Mardin ve Urfa’da yapılan geleneksel deq’lerin özellikle kız çocuğu doğmuş kadınların isle karıştırılan sütleri ve dikiş iğnesiyle yapıldığı biliniyor.

Gelenek hala sürüyor

Amed’de özellikle Karacadağ ve Çınar bölgelerinde deq geleneği halen devam ediyor. Kadınlar genellikle alın, çene, ayak bileği, el ve göğsün üst kısmına deq yaparken, erkekler ise bilek, el üstü ve kollarına yapıyor. Özellikle Karacadağ bölgesinde yaşlı kadınların yaptıkları deq’lerin her biri ise farklı bir olayı, bir inancı ya da umudu simgeliyor. Genelde Güneş ve Ay resimleri kullanılırken değişik hayvan figürlerine de rastlamak mümkün.

Deq, aynı şekilde Urfa’ın Siverek, Viranşehir ve Hilvan ile Mardin’in Derik, Mazıdağı, Kızıltepe, Ömerli, Nusaybin ilçelerinde de günümüzde yaygın olarak özellikle kadınlar tarafından yapılıyor.

Erkek çocuklarının elindeki 3 nokta

Kürdistan’da “Güzel görünmek, erkeklerin beğenisini kazanmak, evliliğe hazır olmak, şans ve baht açıklığı, kuma gelmemesi, çocuk doğurmak, nazardan korunmak, uzun ömürlü olmak, elinin bereketli olması“ gibi nedenlerle kadınlara deq yapılırken erkeklerde genellikle alnın şakak tarafına, erkek çocuklarda ise işaret parmağı ile baş parmağın arasındaki perdeye ölümün uzak olması için üç nokta şeklinde motifler işleniyor.

Kadınların vücutlarının el, kol, ayak bileği, boyun, çene, alın gibi bölgelerine işlediği motifler, genellikle, kuş, ceylan ve nokta, üçgen, sekizgen, kare, ikiye bölünmüş dörtgen, içinde yuvarlak noktaları olan geometrik şekiller olurken erkeklerde ise genellikle akrep, yılan, tabanca, kılıç figürleri yer alır.

Deq işaretlerinin ardındaki hikayeler

YEŞİLE BOYANAN DUDAK:

Rivayete göre İslam öncesi zamanlarda Mekke pazarında bir erkeğin bir kadını zorla öpmesini protesto eden kadınlar dudaklarını boyuyor ve dudak deq’i böylece başlıyor.

GÜNEŞ MOTİFİ:

Erkeklerin sağ şakaklarında dokuz noktayla yapılmış güneş kursu, onu taşıyanın her daim sağduyulu, akıllı ve zeki olacağına, ahirette yanmayacağına delaletmiş. Çok rastlanan Güneş ve Ay motifleri, yaşam kaynağını, sonsuz yaşam isteğini simgelemektedir.

HAÇ MOTİFİ:

Haç motifi, Hıristiyanlığın bir simgesi olarak bilinse de gerçekte bu motifin tarihi çok daha eskilere uzanıyor. Renkleriyle birlikte uğurlu yön bildirdiğine, kötü bakışların etkisini yok ettiğine inanılıyor.

HAYAT AĞACI MOTİFİ:

Kadınlarda boyundan göğüse inen hayat ağacı motifi, Ana Tanrıça inanışından  kaynaklanıyor. Hayat kaynağı annenin doğurganlığını, ceninin gelişim evrelerini ve  nihayet hayat ile ölümü imgeliyor.

AY MOTİFİ:

Yaşam kaynağını, sonsuz yaşam isteğini simgelemektedir.

ozgurpolitika.com.

Lê Binêre

KARACAOĞLAN ŞİİRİNDE MÜTECAVİZ SÖYLEM

KARACAOĞLAN ŞİİRİNDE MÜTECAVİZ SÖYLEM / ROGER ACUN

”Mikelanjelo, ünlü “Musa” heykelini tamamladıktan sonra bir suça bulaşsaydı “Musa” heykelinin başını mı koparmalıydık? Dostoyevski, …

error: LÜTFEN OKUYUN KOPYALAMAYIN - JI KEREMA XWE BIXWÎNIN KOPÎ NEKIN !